Celal Şengör – Bir Bilim Adamının Serüveni (2010)

‘Bir Bilim Adamının Serüveni’, dünya çapında ün kazanmış jeolog ve profesör Celal Şengör’le yapılmış uzun soluklu bir söyleşi. Şengör, hali ve tavrıyla dikkat çeken, renkli bir kişilik olarak biliniyor.

Avrupa Bilimler Akademisi, Amerikan Bilimler Akademisi ve Rus Bilimler Akademisi’ne üye olan Şengör, aynı zamanda TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü kazanan en genç bilim adamı.

Fakat bilim adamı olmasına rağmen “12 Eylül darbesi son derece lüzumluydu” cümlesini de sarf edebilen Şengör, söyleşide, çocukluğunun İstanbul’unu, eğitim yıllarını, jeolojiye nasıl ilgi duyduğunu, Amerika, İngiltere, Fransa ve Çin’de yaptığı bilimsel çalışmaları anlatıyor.

  • Künye: Celal Şengör – Bir Bilim Adamının Serüveni: Celal Şengör Kitabı, söyleşi: Sefa Kaplan, İş Kültür Yayınları, söyleşi, 675 sayfa

Anne Sverdrup-Thygeson – Böcekler Gezegeni (2020)

İnsan ekosistemin dengesiyle oynadıkça kendi geleceğini de tehlikeye atıyor.

Gezegeni plastiğe boğduk, her yıl büyük miktarda kimyasalı doğaya bırakıyoruz, türleri yerlerinden ediyoruz.

Sonuç, yeryüzünün tatlı su kaynaklarının tükenmesidir.

Bu durum, böcekler için de geçerli, çünkü bizim yaptıklarımız, onların gezegenini de tümüyle dönüştürüyor.

Başka bir deyişle, doğada dönüşen her şey, eninde sonunda gelip bizi de etkiliyor.

Böcek türlerinin sayısındaki azalma ya da böceklerin yok olması, ekosistemde sudaki halkalar gibi bir etkiyle çok büyük sonuçlara yol açacak mahiyette.

İşte, Norveç Yaşam Bilimleri Üniversitesi koruma biyolojisi profesörü ve aynı zamanda Norveç Doğa Araştırmaları Enstitüsü’nde bilim danışmanı olan Anne Sverdrup-Thygeson, bu küçük dostlarımızı daha yakından tanımamıza olanak sağlayacak güzel bir kitapla karşımızda.

‘Böcekler Gezegeni’, yeryüzünde 479 milyon yıldır bulunan, fakat bugün başları dertte olan böcekler hakkında enfes bir eser.

  • Künye: Anne Sverdrup-Thygeson – Böcekler Gezegeni: Tuhaf, Yararlı ve Hayranlık Uyandırıcı Dostlarımız Üzerine, çeviren: Dilek Başak, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 200 sayfa, 2020

Romana Romanyshyn ve Andriy Lesiv – Görüyorum (2020)

“Doğduktan sonra birkaç gün boyunca dünya bize bulanık ve baş aşağı görünür. Bir süre sonra beynimiz algıladığı bu görüntüleri dönüştürmeyi öğrenir ve dünyayı doğru yöne çevirir.”

Çocuklarına oyunbaz, keyifli bilim kitapları okutmak isteyen ebeveynlere, vücudumuzun en büyük mucizelerinden biri olan görmeyi anlatan bu güzel kitabı öneriyoruz.

Görmenin ne şekilde gerçekleştiği, görme duyumuzun nasıl çalıştığı, gözün dışında, görmemizi sağlayan faktörlerin neler olduğu, gördüğümüz şeyleri nasıl anlamlandırdığımız gibi sorulara aydınlatıcı yanıtlar veren çalışma, görme duyumuzun dünyayı anlamlandırmakta nasıl bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Kitabın, başta 2018 Bologna Ragazzi Kurgu Dışı Ödülü olmak üzere pek çok uluslararası ödül kazandığını da özellikle belirtelim.

Kitaptan öğrendiğimiz birkaç önemli bilgi:

“Görme duyusu insanların en önemli yetisidir. Beyin korteksinin %40’ı görme duyumuzla algıladığımız veriler üzerinde çalışır.”

“En nadir rastlanan göz rengi yeşildir. Gezegenimizde insanların sadece %2’sinin gözleri yeşildir.”

“İnsanların yaklaşık %1’inin sağ ve sol gözlerinin rengi birbirinden farklıdır.”

“İnsan gözü 7 milyon renk çeşidini ayırt edebilme potansiyeline sahiptir. Bir insan ortalama olarak yüzlerce farklı renk tonunu görebilir. En fazla sayıda (milyonlarca) renk tonunu görsel sanatlarla uğraşan sanatçılar görebilir.”

“Renklerin duygularımız üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Bizi mutlu edebilir, hüzünlendirebilir, sakinleştirebilir, hatta acıktırabilirler. Sarı ve turuncu iştah açar. Kırmızı dikkat çeker ve tehlike uyarısı verir. Mavi uyum ve güven hissi sağlar, yeşil ise doğa ve sağlıkla ilgilidir.”

  • Künye: Romana Romanyshyn ve Andriy Lesiv – Görüyorum, çeviren: Nilay Kaya, Final Kültür Sanat Yayınları, çocuk, 64 sayfa, 2020

Randi Hutter Epstein – Hormonların Gücü (2020)

Hormonların keşfi, tıp tarihinde olduğu kadar insanlık tarihinde de bir dönüm noktasıydı.

Tıp yazarı Randi Hutter Epstein’ın elimizdeki eseri ise, hayatımızı yöneten hormonların ne olduğunu ve bilim dünyasında hormonların keşfedilmesi ve ardından yaşanan gelişmeler hakkında harika bir rehber.

Kitapta,

  • Hormonların keşfinden önce hormon bozuklukları olan insanların yaşadıkları,
  • Hormonları kontrol ederek bedenlerimize hükmetme çabalarımızın bize verdiği zafer ve hüsranlar,
  • Cinsiyet hormonları hakkında öğrendiklerimiz ile cinsel kimliklerimize dair görüşlerimizin dönüşümü arasındaki ilişki,
  • İleri yaştaki erkek ve kadınların rağbet ettiği hormon takviye ve tedavilerinin tam olarak ne anlama geldiği,
  • Hormonların yeni yeni keşfedildiği zamanlarda mezarlardan ceset çalarak salgı bezlerini inceleyen doktorlar,
  • Gençleştirme vaatlerine inanarak vazektomi yaptıran yaşlı erkekler,
  • Muğlak cinsel organlarla doğan ve ailelere danışılmaksızın ameliyat edilerek doktorlarca bir cinsiyet “dayatılan” bebekler,
  • Çocuklarının boyunu uzatabilmek için morglardan ve patoloji laboratuvarlarından yüzlerce hipofiz bezi toplamayı göze alan çaresiz ebeveynler,
  • Yılmadan çalışarak “imkânsızı” başaran bilim insanları,
  • Tıbbın gelişmesiyle birlikte nihayet ait olduklarını hissettikleri cinsiyete geçebilen insanlar…

Hormonlar metabolizmayı, davranışları, uykuyu, ruh hallerini, bağışıklık sistemini, “savaşmayı ya da sıvışmayı”, yani ergenlik ve cinselliğin dışında daha pek çok şeyi yöneten güçlü kimyasallardır.

Dolayısıyla bu bir bakıma, yaşayan, nefes alan, duyguları olan varlıkların biyokimya- sının hikâyesi olarak görülebilir.

Hormonların tarihi aynı zamanda keşiflerin, yanlış adımların, azmin ve umudun da hikâyesidir.

İşte bu kitap da, temel bilimi ve onu şekillendiren insanları birlikte ele alarak, bizi içimiz ve dışımızla insan yapan şeyin ta kendisinin hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Randi Hutter Epstein – Hormonların Gücü: Hayatımızdaki Hemen Her Şeyi Kontrol Eden Salgıların Tarihi, çeviren: Aysun Babacan, Metis Yayınları, bilim, 296 sayfa, 2020

Charles Darwin – Solucanlar (2020)

Darwin’in evrim kuramı kadar, daha önceki alışkanlıklarımızı ve kanaatlerimizi köklü bir şekilde dönüştüren bilimsel bir devrim yoktur.

Darwin’in, ufuk açıcı değerlendirmelerde bulunduğu ‘Solucanlar’ adlı bu çalışması ise, evrim olgusunu bu sefer solucanların oluşumu, yaşamları ve alışkanlıklarını merkeze alarak izliyor.

Darwin’in son bilimsel kitabı olan ve ‘İnsanın Türeyişi ve Cinsel Seçilim’ adlı çalışmasından on yıl sonra, yani 1881’de yayımlanan kitap, ele aldığı konuyu çok özgün bir şekilde ortaya koyduğu gibi, Darwinci kuramın nasıl üstün bir açıklama gücüne sahip olduğunu ve açıklamasındaki ekonomikliğin ne denli olağanüstü olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

  • Künye: Charles Darwin – Solucanlar: Bitkisel Humus Oluşumunda Solucanların Etkileri ve Solucan Alışkanlıklarına Dair Gözlemler, çeviren: Mehmet Doğan, Alfa Yayınları, bilim, 190 sayfa, 2020

Steven Pinker – Boş Sayfa (2010)

Harvard Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi, dil ve zihin konusunda yaptığı önemli çalışmalarla bilinen Steven Pinker ‘Boş Sayfa’da, modern yaşamdaki insan doğası kavramının ahlaksal, duygusal ve siyasal boyutlarını irdeliyor.

Pinker, insan zihninin boş bir sayfa olduğu ve aile, toplum gibi faktörler tarafından şekillendirildiği egemen görüşünü, kültürün her şey olmadığı karşı teziyle yanıtlıyor.

Söz konusu egemen görüşün, insanlığın devasa boyutlardaki toplum mühendisliği projeleriyle yeniden şekillendirilebileceği gibi gaddarlıkları da beraberinde getirdiğini savunan Pinker, zihin, beyin, gen ve evrim alanlarında gerçekleştirilen keşiflerden hareketle, insan doğasını yeniden tanımlamaya koyuluyor.

  • Künye: Steven Pinker – Boş Sayfa, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, psikoloji, 581 sayfa

Stephen Jay Gould – Darwin ve Sonrası (2020)

 

Stephen Jay Gould’un, Charles Darwin ve onun bilimsel mirası üzerine yazdığı denemeleri, bizde bu aralar temin edilemiyordu.

Şimdi yeniden raflardaki yerini alan kitap, evrim kuramını açıklıyor, Darwin’in düşüncesinin bilim dünyası ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini ayrıntılı bir üslupla anlatıyor.

Gould burada, insanın evrimleşmesini ele alırken Friedrich Engels’in beynin evriminde düşüncenin değil emeğin belirleyici olduğu görüşünü ileri sürmede ne kadar haklı olduğunu belirtiyor ve Homo sapiens’in ırklara ayrılmaması gerektiğini belirtiyor.

Kitabın yayımlandıktan sonra, Amerika’da milyonlarca adet sattığını da belirtelim.

  • Künye: Stephen Jay Gould – Darwin ve Sonrası: Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler, çeviren: Ceyhan Temürcü, Say Yayınları, bilim, 352 sayfa, 2020