Kolektif – Türkiye’de Feminist Yöntem (2020)

Kadın odaklı bir araştırma yöntemi olan ve 1980’li yıllardan itibaren ortaya çıkan feminist yöntem, bilimde erkek egemen anlayışı ve bununla ilişkili olarak modern yöntemlerdeki egemen ön kabulleri eleştirmesiyle öne çıkar.

Fakat daha da önemlisi feminist yöntem, araştırma sürecinde çok yönlü bakışı ve analizi temel almasıyla, aslında olması gereken yöntemi işaret eder.

Bu derlemede bir araya getirilen metinler ise, feminist yöntemi hem kuramsal düzeyde hem de Türkiye’deki uygulamaları bağlamında tartışıyor.

Kitap iki kısımdan oluşuyor.

İlkinde, 1980’lerden itibaren geliştirilen feminist yöntem tartışmaları sırasında oluşturulmuş temel kavramları açan İngilizce metinlerin çevirileri yer alıyor.

Kitabın ikinci kısmındaysa, feminist yöntem sorunsalını kuram ve yöntemin iç içe geçtiği bir yaklaşımla ele alan yazılar yer alıyor.

Bu kısmın araştırmacılar ve özellikle de sosyal bilimciler için asıl önemi, farklı deneyimler ve farklı çalışma nesnelerinin farklı sorunlar yarattığını ve araştırmacıların da bu sorunların üstesinden gelebilmek için birbirinden farklı ve yaratıcı çözümler ürettiğini gözler önüne sermesi.

Çalışmanın feminist yöntem sorunsalına en önemli katkısı ise, bizzat araştırmacının konumu ile ilgili tartışmalara yeni bakış açısı getirmesi.

Zira yazarlar, çeşitli biçimlerde yalnızca araştırmacının nötr kalması gerektiği mitini yıkmakla kalmıyor, nötr kalınmadığında ortaya ne gibi sorunlar çıkacağını da ayrıntılı bir şekilde gösteriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler de şöyle: Atilla Barutçu, Ayla Deniz, Emine Erdoğan, Ezgi Burgan, Gülay Toksöz, Leyla Bektaş-Ata, Mehtap Öztürk, Nehir Gündoğdu, Nükhet Sirman, Sandra Harding, Sara Carpenter, Shahrzad Mojab, Sibel Yardımcı ve Uma Narayan.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Feminist Yöntem, hazırlayan: Emine Erdoğan ve Nehir Gündoğdu, Metis Yayınları, feminizm, 344 sayfa, 2020

Jonah Lehrer – Hayal Et (2020)

Antik Yunan’dan bu yana insanlar muhayyilenin diğer biliş türlerinden ayrı olduğunu varsaymışlardı.

Oysa en son bilimsel araştırmalar bu varsayımın yanlış olduğunu öne sürüyor.

Başka bir deyişle yaratıcılık, öbür dünyaya ait bir şey ya da sanatçılara, mucitlere ve diğer “yaratıcı tipler”e özgü bir süreç olarak görülmemelidir.

İşte Jonah Lehrer’in ‘Hayal Et’i, insan zihninin nihayetinde, işleyiş sisteminin ayrılmaz bir parçası olan yaratıcı bir itkiye sahip olduğunu, bir fikrin ilham dediğimiz anlık patlamalardan ziyade, çok daha farklı faktörlerin devrede olduğu bir süreç olduğunu ortaya koyuyor.

Lehrer bunu yaparken de, çalışmasını Procter and Gamble da Swiffer’ın icat edilişinden Bob Dylan’ın şarkı sözü yazarlığındaki sıra dışı bir döneme, şairlerin uyuşturucu bağımlılıklarının yaratıcılıkları üzerindeki etkilerinden Manhattan’da bir kimyacı gibi düşünen bir barmene, Elizabeth döneminde eğitim sistemindeki dönüşümün yaratıcılıkta nasıl bir patlamaya vesile olduğundan tümüyle yeni sörf teknikleri geliştirmesiyle dünya çapında ün kazanan otistik bir sörfçüye ve Shakespeare’in yaşadığı dönemin yazarlığı üzerindeki etkilere kadar pek çok çarpıcı örnekle zenginleştiriyor

Daha önce burada ‘Karar Anı’ kitabına da yer verdiğimiz Lehrer’in bu çalışması,  yaratıcılığın nasıl işlediğini gözler önüne serdiği gibi, kişisel olarak kendi yaratıcılığımızı nasıl geliştirebileceğimiz konusunda fikir vermesiyle de önemli.

  • Künye: Jonah Lehrer – Hayal Et: Yaratıcılığın Sırrı Nedir?, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, bilim, 240 sayfa, 2020

Pascal Picq – Meraklısına Darwin (2010)

Pascal Picq’in kaleme aldığı bu eser, evrim hakkında merak edilen konuları anlatıyor hem de yanlış bilinenleri açıklığa kavuşturuyor.

Collège de France’ta paleoantropolog olarak ders veren Picq, rehber niteliğindeki çalışmasında, meraklı bir çocuğun evrim kuramı hakkında sorduğu sorulara yanıt veriyor.

Evrimin bir felaketler silsilesi, en becerikli olanın hayatta kalması ya da güçlü olanın kanunu olmadığını söyleyen Picq’e göre, söz konusu olan, yalnızca “ortak atadan değişerek türeme”dir.

Yazar bu gerçeği, çocuğun sorularına verdiği yanıtlarla gözler önüne seriyor.

Kitap, sadece çocuklara değil, yetişkinlere de hitap ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Pascal Picq – Meraklısına Darwin, çeviren: Senem Timuroğlu, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 104 sayfa

Daniel L. Schacter – Belleğin İzinde (2010)

Psikoloji profesörü Daniel L. Schacter, ‘Belleğin İzinde’ başlıklı çalışmasında, modern bellek araştırmalarının kavrayışlarını ayrıntılı bir şekilde bize aktarıyor.

İlk olarak, öznel hatırlama deneyimlerini inceleyen Schacter, geçmişte yaşanmış bir deneyimi akla getirme eyleminde, belleğimizde sakladığımız geçmişe dair bilgilerin yanı sıra, şimdiki zamana ait faktörlerin de nasıl etkin olduğunu gösteriyor.

Schacter’in çalışmasındaki diğer ilginç konular ise, anılarımızın oluşumunu sağlayan, saklanmış olan bilgiyi geri çağırmanın temel süreçlerinden bazıları ve belirli deneyimlerimizi anlatırken çeşitli yargılarımızın etkisi altında kalarak gerçeği nasıl çarpıttığımız.

  • Künye: Daniel L. Schacter – Belleğin İzinde, çeviren: Eda Özgül, Yapı Kredi Yayınları, psikoloji, 528 sayfa

Michael White – Savaşın Meyveleri (2010)

Michael White, ‘Savaşın Meyveleri’ başlıklı bu çalışmasında, savaşın ortaya çıkardığı olumlu gelişmeleri anlatıyor.

White, savaşın, insanın açgözlülüğünün yıkıcı bir sonucu olduğunu vurguladıktan sonra, bu yıkıcılık esnasında birçok buluşun da ortaya çıktığını savunuyor.

Kitapta, oktan nükleer enerjiye, çivi yazısından kredi kartına, iki tekerlekli at arabasından hızlı trene, balondan uzay mekiğine, kürekli savaş gemisinden transatlantiğe ve tamtamlardan internete kadar, savaşın vesile olduğu birçok buluş anlatılıyor.

Araştırmalarını geniş bir zaman dilimine yayan White’ın kitabında, söz konusu buluşlara dair ilginç ve keyifli hikâyeler de yer alıyor.

  • Künye: Michael White – Savaşın Meyveleri, çeviren: Nilgün Güngör, Abis Yayıncılık, bilim tarihi, 344 sayfa

Nicolaus Copernicus – Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine (2010)

‘Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine’ ile Ptolemaeus’un dünya merkezli modeline karşı güneş merkezli yeni bir model koyan Nicolaus Copernicus, bu yönüyle modern astronominin kurucusu olarak kabul ediliyor.

Aristoteles’in dünyanın devinimsiz olduğu ve evrenin merkezinde bulunduğu düşüncesi ve bu düşünceyi referans alan Ptolemaeus’un fikirleri, Copernicus’un elimizdeki eserinin yayımlandığı 1543’e kadar kilise tarafından savunuluyordu.

Copernicus ise, bunun aksine, sabit yıldızlar kümesinin merkezinde sabit duran bir güneş olduğunu ve gezegenlerin, aynı ekliptikte güneşin etrafında sabit hızla döndüğünü ortaya koymuştu.

  • Künye: Nicolaus Copernicus – Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine, çeviren: C. Cengiz Çevik, İş Kültür Yayınları, astronomi, 529 sayfa

Mehmet Doğan – Bilim ve Teknoloji Tarihi (2010)

Mehmet Doğan ‘Bilim ve Teknoloji Tarihi’nde, baş döndürücü bir hızla kaydedilen bilimsel gelişmelerin tarihini dünya ve Türkiye ekseninde araştırıyor.

Çalışmasına, bilimin dünyanın farklı medeniyetlerinde kaydettiği gelişmelerle başlayan Doğan, bazı teknolojiler ile bilim alanlarının gelişimini ve Cumhuriyet Türkiye’sinde ortaya konan bilimsel gelişmeleri anlatıyor.

Tüm çağları ve kültürleri kapsayan bilimsel olayların izini süren yazar, böylelikle kolay okunur ve bilim tarihinin özeti niteliğinde bir esere imza atmış.

Kitap, sadece fen ve teknik bilimler öğretimi alan öğrencilere değil, bilimsel/teknik gelişmeleri derli toplu bir kaynaktan öğrenmek isteyenlere de hitap ediyor.

  • Künye: Mehmet Doğan – Bilim ve Teknoloji Tarihi, Anı Yayıncılık, bilim, 296 sayfa