Brian Thomas Swimme ve Mary Evelyn Tucker – Evrenin Yolculuğu (2016)

Evrenin Büyük Patlama’dan günümüze uzanan tarihinin keyifli bir sunumu.

Evrenin başlangıcından yıldızların oluşumuna, güneş sisteminin doğuşundan yaşamın ortaya çıkışına, insanın kökeninden klasik ve modern uygarlıkların gelişimine, bu konuda merak edilen pek çok detay, bu kitapta.

  • Künye: Brian Thomas Swimme ve Mary Evelyn Tucker – Evrenin Yolculuğu, çeviren: Eda Doğançay, Maya Kitap
Reklamlar

Alexis Carrel – İnsan Denen Meçhul (2019)

Alexis Carrel’ı, yaptığı bilimsel çalışmalar neticesinde hak kazandığı Nobel Tıp Ödülü ile biliyoruz.

Carrel, yeni bir çeviriyle raflardaki yerini alan klasikleşmiş eseri ‘İnsan Denen Meçhul’de, hem bir filozof hem de bir bilim adamı olarak insanoğlunun üzerine derinlemesine düşünüyor.

Yazar burada, insanı hem sosyal hem psikolojik yönleriyle irdeliyor böylece okurlarını insan denen varlık üzerine daha yoğun bir şekilde düşünmeye davet ediyor.

Bunu yaparken bilimin ve felsefenin olanaklarından olabildiğince yararlanan yazar, bilim insanlarının yanı sıra öğretmenler, doktorlar, din adamları, avukatlar, mühendisler de dâhil, insan üzerine çok yönlü bir bakış geliştirmek isteyen her okura hitap ediyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Çevre değişikliklerinin insan üzerinde neden olduğu zararlar,
  • Basının hayatımıza etkileri,
  • İnsan bedeninin fizyolojik ve zihinsel faaliyetleri,
  • Modern hayatta zaman algısının dönüşümü,
  • İnsanın gelişiminde uyumun rolü ve modern hayatın uyum fonksiyonlarına verdiği zararlar,
  • Kişiliğin kaynakları,
  • Gelişmenin birey üzerindeki etkileri,
  • İnsanın yeniden yapılanması…

O döneme kadar insanla ilgili yapılmış bilimsel çalışmaların verilerini de barındıran kitap, yayımlanışının üzerinden bu kadar zaman geçtiği halde, sonu gelmez bunalımlar ve karmaşalarla boğuşan modern bireye halen yol gösteriyor.

  • Künye: Alexis Carrel – İnsan Denen Meçhul, çeviren: Zeynepgül Atsız, The Kitap Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2019

Ian Leslie – Merak (2015)

Meraklı insanlar genellikle diğerlerinden daha akıllı, daha yaratıcı ve daha başarılı.

Ian Leslie de bu kitabında, öğrenme tutkusunun neden vazgeçilmez olduğunu gözler önüne seriyor.

Merakın nasıl işlediğinden merakı besleyen kaynaklara ve meraklı kalmanın yedi yoluna, bu konuda öğrenilmesi gereken birçok detay, burada.

  • Künye: Ian Leslie – Merak, çeviren: Can Evren Topaktaş, NTV Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2015

Carina Louart ve Florence Pinaud – Matematik Budur! (2015)

Hepimizin matematiğe ihtiyacı var: O olmadan modern dünyanın var olması imkânsız.

Fakat çoğumuz matematikten korkarız, çünkü bize her zaman anlaşılmaz gelmiştir.

Carina Louart ve Florence Pinaud’un kaleme aldıkları, matematik zekâsı efsanesine kesinlikle yüz vermeyen, daha da önemlisi her seviyeden okura hitap eden bu çalışma, gündelik hayatta matematiğin nasıl işlediğini keyifli bir tarzda anlatıyor.

Jochen Gerner’in sağlam illüstrasyonları eşliğinde.

  • Künye: Carina Louart ve Florence Pinaud – Matematik Budur!, çeviren: Alev Er, NTV Yayınları

Daniel C. Dennett – Özgürlüğün Evrimi (2016)

İnsan zihninin doğal dünya dışına çıkan bir şeyin değil evrimin ürünü olduğunu ispatlayan, Darwincilik ile insani özgürlük inancını ustaca uzlaştıran bir çalışma.

Daniel Dennett, en eski bilmecelerden olan belirlenimci bir dünyada özgür irade olup olmadığı sorusuna Darwinci akıl yürütmeyle yanıt veriyor.

Dennett ayrıca, ahlak, anlam ve özgürlük konuları üzerine en iyi ve en derin insani düşünceleri, en basit yaşam biçimlerinden hareket ederek inşa edebileceğimizi açıklıyor ve bunu yanı sıra, etikle ilgili geleneksel çalışmalara Darwinci bir katkı yaparak etiği, hak ettiği temeller üzerine kurmaya çalışıyor.

Kitap, özgürlük üzerine odaklandığı kadar, doğadaki yerimize dair bütünlüklü bir bakış da sunuyor.

  • Künye: Daniel C. Dennett – Özgürlüğün Evrimi, çeviren: Çağatay Tarhan, Alfa Yayınları, bilim, 285 sayfa, 2016

Joanna Moncrieff – İlaçla Tedavi Efsanesi (2018)

Daha önce delilik, çılgınlık ya da nevroz olarak bilinen sorunlar, 1960’lardan bu yana “akıl hastalıkları” olarak adlandırılıyor ve bu hastalıkların halen ilaçlarla tedavi edilebileceği fikrinin geçerli olduğu bir zamanda yaşıyoruz.

Burada “tedavi” ile kast edilen, ilaçların hastalık belirtilerini ortaya çıkaran patolojik mekanizmaları düzelterek bu belirtileri ortadan kaldırdığı fikridir.

Asıl sorun ise şudur:

Son yıllarda bu fikir hızla psikiyatrinin dışına taşmış, insanlar, kendilerini yetersiz buldukları her türlü durumda ilaçları bir çare gibi görmeye başlamıştır.

Bu durumlar depresyon, distimik bozukluk, anksiyete, sosyal fobi, madde kullanımı, takıntılı alışveriş yapma, âdet dönemi keyifsizliği gibi tanıları içeriyor ve bu tanıların tedavisi için sık sık ilaç yazılıyor.

Özetle söyleyecek olursak, 1990’lardan başlayarak ilaçlar günümüz psikiyatrisinde son derece merkezi, daha doğru bir deyişle aşırı bir rol oynuyor.

Joanna Moncrieff bu harika kitabında, psikiyatrik ilaçların belli akıl hastalıklarına ve belli belirti gruplarına yönelik özgül tedaviler olarak algılanmasının tarihine odaklanıyor ve bu algılamanın ne kadar doğru olduğunu tartışıyor.

Moncrieff, geçmişte kullanılan psikiyatrik tedavi yöntemlerine temel oluşturan kuram ve fikirlerle, günümüzde kullanılanlara temel oluşturanlar arasında aslında gerçek bir ayrım olmadığını; insülin koma terapisi, elektroşok terapisi (ECT), radikal cerrahi, cinsiyet hormonu terapisi gibi pek çok garip müdahale biçiminin ortaya çıkmasında ve kabul görmesinde etkin olan bir gereksinimin, yani psikiyatrik durumların tedavi edilebileceği inancına duyulan gereksinimin, bugün psikiyatrik ilaçların ortaya çıkmasında ve kabul görmesinde en güçlü etken olduğunu savunuyor.

Daha da önemlisi Moncrieff, modern ilaç uygulamalarının özgül rahatsızlıklar için özgül tedaviler sağladığına inanmanın, insülin koma terapisinin şizofreni için etkin ve özgül bir tedavi yöntemi olduğuna inanmak kadar yanlış olduğunu belirtiyor.

Moncrieff, ilaç kullanımında gözlenen bu enflasyonun, öncelikle depresyon ve psikoz gibi iyi tanımlanmış hastalıkların sınırlarının genişletilmesiyle ortaya çıktığını ve ikincil olarak, panik bozukluğu ve sosyal fobi gibi daha az bilinen tanılar yaygınlaştırıldığını ve üçüncü olarak ise, madde kullanımı ve kişilik bozuklukları gibi, ilaçların daha önceden işe yaramadığı düşünülen alanlara da girmeye başladığını gözler önüne seriyor.

Son olarak Moncrieff’in burada söyledikleri, psikiyatrik ilaçların hiçbir zaman işe yaramadığı anlamına gelmiyor.

Yazarın, aynı zamanda bu ilaçların ne zaman yararlı olabileceklerini belirlemeye yönelik bir çerçeve geliştirdiğini de özellikle belirtelim.

  • Künye: Joanna Moncrieff – İlaçla Tedavi Efsanesi: Psikiyatrik İlaç Kullanımına Eleştirel Bir Bakış, çeviren: Tevfik Alıcı, Metis Yayınları, bilim, 344 sayfa, 2018

Hüseyin Batuhan – Bilimsel Düşünüşe Giriş (2019)

Bilim felsefesi alanında yetkin bir eser arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

Hüseyin Batuhan, yeni bir baskıyla yayımlanan bu kitabında, hayali karakteri Uğur’un deneyimleri üzerinden bilimsel bilgi ve düşünüşün ne olduğunu açıklıyor ve bununla da yetinmeyerek okurunun bilimsel düşünme alışkanlığını nasıl geliştirebileceğini adım adım anlatıyor.

Kitapta,

  • Teorik felsefenin temel problemleri olarak bilgi ve inanç,
  • Soru ve sorun arasındaki fark,
  • Bilginin Antik kökenleri,
  • Mantık ve önermeler,
  • Pratik felsefe ve çağımızda izdüşümleri,
  • Bilimsel ve bilimdışı inançlar,
  • Belgeleme,
  • Evrim teorisi ve demokrasi,
  • Ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

Bütün bu sorun ve konulara eleştirel ve bilimsel düşünüş ile bakabilmenin nasıl mümkün olduğunu anlatan Batuhan’ın kitabı, felsefenin ne tür bir düşünsel uğraş olduğunu öğrenmeye meraklı kişilere ziyadesiyle hitap edecek türden.

  • Künye: Hüseyin Batuhan – Bilimsel Düşünüşe Giriş, Fol Kitap, bilim, 328 sayfa, 2019