C. Erdal Aykaç – Olmazsa Yeniden Dene (2010)

Erdal Aykaç ‘Olmazsa Yeniden Dene’ adlı bu kitabında, Kırşehir Cezaevi’nden yirmi yılı aşkın bir süre önce bir tünel kazıp kaçışlarını anlatıyor.

Halen Almanya’da yaşayan Aykaç, cezaevinde tutuklu olan on sekiz kişiyle birlikte, 17 Eylül 1988 tarihinde kaçarak firar etmiş, bu olay Türkiye’de yankı uyandırmıştı.

Devrimci Yol Örgütü’ne üye olan Aykaç, 118 metrelik tüneli beş buçuk ayda nasıl kazdıklarını; bu esnada yaşadıkları başarısızlıkları; iyi tünel kazanlara verdikleri “Altın Köstebek Ödülleri”ni; başlarına gelen gülünç ve talihsiz olayları; firardan sonra ne yaptıklarını okurlarıyla paylaşıyor. Kitapta ayrıca, cezaevinde ve tünelde çekilmiş fotoğraflar da yer alıyor.

  • Künye: C. Erdal Aykaç – Olmazsa Yeniden Dene!, Alan Yayıncılık, anı, 247 sayfa

Oktay Sönmez – Güneşi Hüzünlüdür Kutup Denizlerinin (2010)

Bir deniz aşığı olan Oktay Sönmez, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Güneşi Hüzünlüdür Kutup Denizlerinin’ başlıklı anılarında, denizlerin gizemli devlerinden balinaları anlatıyor.

Yazar, balinalar ve balinacılık hakkında bilimsel bilgiler sunmasının yanı sıra, okuru, konu üzerine tarihten edebiyata, kutsal kitaplardan güncel olaylara doğru bir yolculuğa da çıkarıyor.

Balinaların türleri, fiziksel ve biyolojik fonksiyonları, denizlerdeki dağılımı, balinacılık çalışmaları, balina avcılığı konusunda alınan uluslararası önlemler, kısacası balinalara ve denizlere dair merak edilen birçok konu, keyifli ve zengin bir anlatımla okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Oktay Sönmez – Güneşi Hüzünlüdür Kutup Denizlerinin, Varlık Yayınları, belgesel, 391 sayfa

Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (2010)

İlhami Algör’ün hazırladığı ‘Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?)’, Dersim 1938’in kara günlerinin üzerine çöktüğü köylerden biri olan Surbahan’dan tanıklıkları okurlarına sunuyor.

Dersim 1937/38’de, harekât komutasının bir ayağının Surbahan köyünde üstlendiğini belirten Algör, sonunda harekât tırpanının bu köyü de biçtiğini ve öldürülen erkeklerin kemiklerinin, Ağbaba Dağı’nın dibinde Zıni Gediği çukurunda; Kısmikör, Mağaçur, Brastik, Galolar, Balıbey köylerinden toplanarak kurşuna dizilmiş komşularının kemikleriyle birlikte tozun toprağın içinde yattığını söylüyor.

Geride kalan kadın ve çocuklar ise, yük vagonlarına tıkılıp batıya sürülür.

Bu aileler, 1947’de çıkan afla köylerine geri dönecektir.

İşte bu muazzam sözlü tarih çalışması, Surbahan köyünden batıya sürülen birkaç ailenin hafızasından hareketle, 1938-1948 aralığında yaşananları anlatıyor.

  • Künye: Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?), hazırlayan: İlhami Algör, Doğan Kitap, anı, 159 sayfa

Eylem Delikanlı ve Özlem Delikanlı – Hiçbir Şey Aynı Olmayacak (2019)

12 Eylül darbesinin militarist baskıları ve korkunç işkenceleri, birçok insanın doğup büyüdüğü ülkelerini terk etmesine neden oldu.

‘Hiçbir Şey Aynı Olmayacak’ da, o dönemde Türkiye’den gitmek zorunda kalmış olanların muhasebelerine yer vermesiyle hem çok iyi bir sözlü tarih çalışması hem de önemli bir tanıklık.

Yaklaşık beş yıl süren bir çalışmanın ürünü olan kitap, iki yazarın daha önce yayımlanan ve burada da yer verdiğimiz ‘Keşke Bir Öpüp Koklasaydım’ ile başlayan 12 Eylül 1980 Darbesi hafıza çalışmalarının devamı niteliğinde.

Darbe döneminde ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmış siyasi mültecileri konu edinen araştırmanın çatısını Almanya, Hollanda, İsviçre, İsveç, Belçika, Fransa, Danimarka, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nde siyasi mülteci olarak yaşayan veya bir dönem yaşamış mücadele insanlarıyla yapılmış sözlü tarih görüşmeleri oluşturuyor.

Kırkı aşan görüşmenin içinden yirmi iki tanesi bu kitapta yer alıyor.

Buradaki tanıklıkları ilginç kılan başka bir boyut daha var:

Bu hikâyeler, her bireyin izlediği yolun, o yolları kat ederken aldığı kararların, tecrübe ettiği yeni yaşamların ve bugün durdukları yerden geçmişe bakışın neden toptancı analizlere kurban edilemeyeceğinin de ipuçlarına gösteriyor.

  • Künye: Eylem Delikanlı ve Özlem Delikanlı – Hiçbir Şey Aynı Olmayacak: Siyasi Mülteciler 12 Eylül Darbesi’ni Anlatıyor, Ayrıntı Yayınları, belgesel, 544 sayfa, 2019

Edgar Snow – Çin Üzerinde Kızıl Yıldız (2015)

Çin’de on dört yıl kalmış Amerikalı gazeteciden, Çin Devrimi konusunda nitelikli bir çalışma.

Edgar Snow burada bulunduğu süre içinde, o zamanlar kuşatma altında bulunan Kızıl bölgeye geçmiş, komünistler öncülüğündeki gerilla savaşının dayandığı köylüler ve Kızıl Ordu askerleriyle birebir görüşmeler yapmış.

Çin üzerine belgesel nitelikte bir çalışma olmasıyla önem arz eden çalışma, Korkut Boratav’ın sunuşuyla.

  • Künye: Edgar Snow – Çin Üzerinde Kızıl Yıldız, çeviren: Enis Esmer, Yordam Kitap

Can Dündar – Gölgedekiler (2015)

1920’lerde, yıkıcı bir savaşın küllerinden kendini yeniden doğurmaya çalışan Mustafa Kemal ile onun yanında bulunmuş, gizli kahramanların hikâyeleri.

Bu kitapta Hüseyin Avni Bey, Fikrîye Hanım, Fethi Bey gibi isimlerin yanı sıra, Türkiye’nin ilk resmi komünist partisi olan Türkiye Komünist Partisi’nin macerasına da tanık oluyoruz.

Kitap, belgesel hediyeli.

  • Künye: Can Dündar – Gölgedekiler, Can Yayınları

Fıstık Ahmet (Tanrıverdi) – Bir Başka Kentte Ölümü Beklemek… (2009)

Fıstık Ahmet (Tanrıverdi) ‘Bir Başka Kentte Ölümü Beklemek’te, kendi rızasıyla Türkiye’den ayrılan ve ömrünün geri kalanını Yunanistan’da geçiren Büyükadalı Rumların hikâyelerini anlatıyor.

Bunlar, Tanrıverdi’nin deyimiyle, “kimi akrabaları ve dostlarını 1964’te kovan devlet”in kovmadığı kişilerdi.

Tanrıverdi, konuştuğu isimlerin, Atina’da yaşamlarına devam ederken, Büyükada’yı çeşitli nedenlerle bırakıp gitmelerinden dolayı üzüntülü ve pişman olduklarını söylüyor.

Zira doğdukları, büyüdükleri, ekmeklerini kazandıkları, aile mezarlarının bulunduğu Büyükada’dan uzak olmak, kalplerinde büyük bir burukluk yaratmış.

Daha önce yayımlanan ‘Atina’daki Büyükada’ kitabıyla, köklerinden zorla koparılarak Yunanistan’a sürgün edilen Rumların hikâyelerini aktaran Tanrıverdi, bu kitabında da, seçtikleri geleceğin pek mutlu etmediği Rumları anlatıyor.

  • Künye: Fıstık Ahmet (Tanrıverdi) – Bir Başka Kentte Ölümü Beklemek…, Adalı Yayınları, anlatı, 136 sayfa