Kolektif – Tarihöncesi Dönemden Ortaçağ’a Kadıköy Arkeolojisi (2018)

Kadıköy, İstanbul’un en canlı, en köklü yerleşimlerinden biri.

Kara Yunanistan’ın Megara kentinden gelenler tarafından “Kalkhedon” adıyla bir koloni kenti (apoikia) olarak kurulduğu kabul edilir ve tarihöncesinden günümüze hemen hemen tüm zamanlara ev sahipliği yapmıştır.

Tarihöncesi kalıntıların bulunduğu Fikirtepe, 1950’lerde çok az araştırılmış olsa da, bugün hâlâ Kuzeybatı Anadolu’daki ilk yerleşik toplulukları tanımlamak için kullanılan “Fikirtepe Kültürü”ne ismini verdi.

İşte elimizdeki güzel derleme, özellikle İstanbul ve Kadıköy konularında uzman arkeolog, sanat tarihçisi, Eskiçağ tarihçisi ve müzeciler tarafından sunulan bildirileri bir araya getirmesiyle konu hakkında çok önemli bir kaynak.

Kitapta, Tarihöncesinde İstanbul ve Kadıköy’den Eskiçağ’da Kadıköy’ün kentsel özelliklerine, Eskiçağ’da Kadıköy’de günlük ticari unsurlar ve alışverişten İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde Kadıköy buluntularına ve Kalkhedon’da Göktürkleri anlatan bir Süryani din adamının gözlemlerine birçok aydınlatıcı konu ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Necmi Karul, İnci Türkoğlu, Oğuz Tekin, Gülbahar Baran Çelik ve Mihály Dobrovits.

  • Künye: Kolektif – Tarihöncesi Dönemden Ortaçağ’a Kadıköy Arkeolojisi, editör: Necmi Karul ve Gonca Dardeniz, Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları, arkeoloji, 72 sayfa, 2018

Harriet Crawford – Sümer ve Sümerler (2010)

Irak ve Körfez’de kapsamlı arkeolojik araştırmalar yapmış olan Harriet Crawford, bu incelemelerinin ürünü olan ‘Sümer ve Sümerler’de, yaklaşık olarak MÖ 3800 ile 2000 yılları arasında kalan dönemi kapsayan Sümer uygarlığının kendine has niteliklerini çok yönlü bir bakışla anlatıyor.

Sümerlerde tarım, sulama ve yerleşim modelleri; çevreden nasıl yararlanıldığı; kamu binaları ve mesken amaçlı konutların yapımında nelere başvurulduğu; gündelik hayatın nasıl olduğu; Mezopotamya ekonomisine temel oluşturan ve asıl olarak ihracat için mal sağlayan sanayiler; ticaret örgütlenmesi; iktisadi gelişmeyle yakın bağlantısı olan yazının gelişiminin izleri ve güzel sanatlardaki gelişmeler, Crawford’un çalışmasında yer alan bazı konular.

Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitapta ayrıca, Yukarı Mezopotamya’dan çıkan en güncel arkeolojik kanıtlar da değerlendiriliyor.

Künye: Harriet Crawford – Sümer ve Sümerler, çeviren: Nihal Uzan, Arkadaş Yayınevi, tarih, 253 sayfa

Mehmet Özdoğan – 1967 Yılı Van-Hakkâri Araştırmaları (2019)

Mehmet Özdoğan’ın bu eseri, çok ama çok önemli.

Bir defa, 1967 yılında, Van-Hakkâri bölgesi tarihöncesi kültürleriyle ilgili bilgilerin yok denecek kadar az olduğu bir dönemi yansıtıyor.

Ve ikinci olarak da, elli yıl önceki arkeolojisinin bir fotoğrafını veren, çok özel bir belge.

Özdoğan, bir kısmını Muvaffak Uyanık’la birlikte, bir kısmını ise tek başına yaptığı Van-Hakkâri bölgesi yüzey araştırması ve gezisi ile ilgili yazdığı raporu, uzun bir aradan sonra farklı bir gözle elden geçirerek kitaba dönüştürmüş.

Özdoğan, raporunu kitaba dönüştürürken de, iki bölüm eklemiş.

Bu bölümün ilkinde, Muvaffak Uyanık (1905-1975) kişilik olarak ele alınıyor ve onun öncülük ettiği Tirşin araştırmalarının yanı sıra Cumhuriyet’in ilkelerine adanmış kişiliği ve Türkiye’nin eğitim sisteminin geliştirilmesi için yaptığı katkılar anlatılıyor.

Rapora eklenen ikinci kısımda ise, Mehmet Özdoğan’ın günümüzün bakış açısıyla 1967 yılı çalışmalarının bir değerlendirmesi olarak kaleme aldığı “Giriş” yazısı yer alıyor.

Özdoğan burada da, daha çok 1967 yılı çalışmalarının şimdiye kadar dışa pek yansımayan, arka plandaki öyküsünü ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: Mehmet Özdoğan – 1967 Yılı Van-Hakkâri Araştırmaları (Tirşin Kaya Resimlerinin Bulunuşu: Arkeoloji, Etnografya ve Doğal Çevre), Arkeoloji Sanat Yayınları, arkeoloji, 180 sayfa, 2019

Nihan Naiboğlu – Anadolu Kent Modelinin Yayılımı (2019)

Nihan Naiboğlu’nun bu enfes çalışması, MÖ 3. binyılda Batı Anadolu, Ege Adaları ve Balkanlar’da kentleşme üzerine çok önemli bir inceleme.

Bilhassa son dönemde yapılan kazılar, Batı Anadolu, Ege ve Balkan coğrafyasındaki yerleşimlerin, çok kendine has özelliklere sahip olduklarını gösterdi.

Örneğin Batı Anadolu, Ege dünyasının kentleri, çapı 100 m’yi ancak bulan, kalabalık nüfusları, işlik yerlerini ve büyük depo alanlarını barındırmayan, Suriye-Mezopotamya kentleriyle karşılaştırılamayacak kadar küçük ve mütevazı görünümü olan yerleşim yerleriydi.

Bununla birlikte, Anadolu İlk Tunç Çağı yerleşimleri önceki Neolitik ve Kalkolitik Çağ yerleşimlerinden olan farklılıklarıyla da öne çıkıyordu.

Örneğin Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi bazı Neolitik yerleşimleri, Troia, Demircihöyük, Thermi ya da Poliochni gibi İlk Tunç Çağı merkezlerinden çok daha kalabalık bir nüfusu barındırmış, daha geniş bir alanı kaplamıştı.

İşte Nihan Naiboğlu’nun incelemesi, hem Anadolu kent modelini ayrıntılandırıyor hem de bunun Mezopotamya kent modelinden farklılıklarını ortaya koyuyor.

Naiboğlu bununla da yetinmeyerek Batı Anadolu, Ege dünyasında ortaya çıkan yapılanmanın Balkan Yarımadası’na yaptığı etkiyi de izliyor.

  • Künye: Nihan Naiboğlu – Anadolu Kent Modelinin Yayılımı, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 236 sayfa, 2019

Eric H. Cline – Üç Taş Bir Duvar (2019)

‘Üç Taş Bir Duvar’, arkeolojinin heyecan verici dünyasını, alanın önde gelen arkeologları ile en meşhur kazılarını merkeze alarak anlatan, konuya giriş yapmak isteyenler için çok iyi bir rehber.

Kendisi de çok sayıda kazıya katılmış arkeolog Eric Cline bu kitabında, Howard Carter’ın 1922’de Tutankhamun’un mezarını keşfedişinden Troia’yı kazan Schliemann’a ve keşifleriyle insanın kökenine dair kavrayışımıza önemli katkıda bulunan Mary Leakey’e kadar pek çok ismi karşımıza çıkarıyor.

Yazar bununla da yetinmeyerek, arkeolojinin nasıl bir bilim olduğu konusunda da bizi aydınlatıyor.

Cline, arkeologlar nereyi kazacağını nasıl biliyor, kazılar ne şekilde yapılır ve bir şeyin kaç yaşında olduğu nasıl bilinir gibi, sıklıkla aklımıza gelen sorulara yanıtlar veriyor.

Kitabın, arkeolojinin en büyüklerinin etkileyici bir dökümünü çıkarmasıyla çok önemli olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Eric H. Cline – Üç Taş Bir Duvar: Arkeolojinin Öyküsü, çeviren: Selahattin Karagöz, Alfa Yayınları, arkeoloji, 525 sayfa, 2019

Erhan Altunay – İstanbul’un Pagan Çağı (2019)

Avrasya Boğaz tüp geçit projesi kapsamında Yenikapı’da devam eden çalışmalar sırasında, Tayyip Erdoğan’ın, “Üç beş çanak çömlek Marmaray’ı dört yıl geciktirdi. Yazık değil mi günah değil mi?” dediği Theodosius limanının devamı ortaya çıkarılmıştı.

Peki, Theodosius limanının önemi nedir?

Limanın asıl önemi, neolitik dönem buluntularıyla birlikte İstanbul’un tarihini tam 8 bin 500 yıl geriye götürmesi.

Başka bir deyişle bu kazılardan edinilen bulgularla İstanbul’un ilk çağlarına, yani şehrin Hıristiyanlığın hâkimiyetine kadar geçen sürecine gidebiliyoruz.

İşte Erhan Altunay’ın bu çalışması, Marmaray kazıları sayesinde nasıl muazzam bir kaynağa kavuştuğumuzu gözler önüne sermesiyle çok önemli.

Altunay burada, İstanbul’un pagan çağında neler yaşandığını ve bu kadim şehrin kuruluş efsanesini anlatıyor.

Çalışmayı, İstanbul’un antik tarihi hakkında kaçırılmayacak bir kaynak olarak öneriyoruz.

  • Künye: Erhan Altunay – İstanbul’un Pagan Çağı: Bizans Öncesi İstanbul, Destek Yayınları, arkeoloji, 152 sayfa, 2019

Mehmet Özdoğan – Hammaddeden Ustalara (2019)

Türkiye’de arkeoloji alanında yaptığı çalışmalarla haklı bir üne sahip Mehmet Özdoğan’ı, aynı zamanda, 1980 yılından itibaren verdiği “Malzeme Bilgisi” dersiyle de biliriz.

Özdoğan’ın 2010 yılına kadar sürekli geliştirerek verdiği söz konusu dersinin asıl önemi, arkeolojik buluntuların yalnız biçimsel yönleriyle değil, hammadde özellikleri ve yapım teknolojisi bilgisiyle birlikte ele alınması gerektiği gerçeğinden yola çıkmasıydı.

İşte Özdoğan’ın hem bu dersinin hem de Yakındoğu arkeolojisinde tarihöncesi alanında araştırma, kazı, yayın, eğitim ve koruma alanındaki çalışmalarından edindiği deneyimle hazırladığı elimizdeki kitabı, tarihöncesi dönemlerde kullanılan buluntu türlerini ve bunların yapım yöntemlerini kapsamlı bir şekilde açıklıyor.

Bilhassa arkeoloji öğrenimine yeni başlayan öğrencilere çok yardımı dokunacak çalışma, tarihin her döneminde kullanılmış başlıca hammadde türlerinin özelliklerini, bunların işlenmesinde kullanılan yöntemleri ve adı sıkça geçen bazı buluntu türlerini de ele alıyor.

Kitap, Türkiye’de ilk kez malzeme ile hammadde ve teknoloji ilişkisi üzerine çeviri olmayan Türkçe terimlerin kullanıldığı bir başvuru kaynağı oluşuyla ayrıca önemli.

  • Künye: Mehmet Özdoğan – Hammaddeden Ustalara: Tarihöncesi Arkeolojisinde Malzeme (Yontmataş, Sürtmetaş, Boynuz, Diş, Kil, Çanak Çömlek), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, arkeoloji, 299 sayfa, 2019