Edib Ahmed Yükneki – Atabetü’l-Hakayık (2016)

Hadis ve Arapça beyitlerle harmanlanmış şiirlerden oluşan, yazılı Türk edebiyatının ilk dönemlerinden günümüze ulaşabilmiş nadir bir eser.

Edib Ahmed Yükneki’nin 12. yüzyılda, Emir Dad Sipehsâlâr Bey’e armağan ettiği eser, ahlaklı ve erdemli olmanın yollarını anlatıp kimi ahlaki öğütlerde bulunmakta.

  • Künye: Edib Ahmed Yükneki – Atabetü’l-Hakayık, çeviren: Ayşegül Çakan, İş Kültür Yayınları
Reklamlar

Tom Robbins – Geriye Uçan Yaban Ördekleri (2009)

Amerikalı roman ve öykü yazarı Tom Robbins, farklı türdeki metinlerini barındıran ‘Geriye Uçan Yaban Ördekleri’yle, uzun sürmemiş bir aranın ardından okurunun karşısına çıkıyor.

Kitapta, Robbins’in 1967’den 2003’e uzanan dönemde kaleme aldığı yolculuk yazıları, öyküleri, çoğu daha önce yayımlanmamış şiirleri, şarkı sözleri, sevdiği insanlara övgüleri, sanat eleştirileri, bir tretmanı ve çeşitli dergilerin kendisiyle yaptığı röportajlar yer alıyor.

Genellikle Thomas Phyncon, John Barth ve Kurt Vonnegut gibi postmodern yazarların edebi takipçisi olarak değerlendirilen; alaycılığı, sözcük oyunları ve metaforlara sıkça başvurmasıyla dikkat çeken Robbins, çok sadık bir okur kitlesine de sahip.

Elimizdeki kitap, daha çok romanlarıyla bilinen Robbins’in gerçek dünyasına inmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Tom Robbins – Geriye Uçan Yaban Ördekleri, çeviren: Aysun Babacan, Ayrıntı Yayınları, anlatı, 265 sayfa

Melisa Gürpınar – Mühür Kesesi (2009)

Geçen yıl yayımlanan ‘Dul Evinde İncesaz’ın devamı niteliğindeki ‘Mühür Kesesi’, Melisa Gürpınar’ın İstanbul’a odaklanan metinlerinden oluşuyor.

Gürpınar, “yaşlı kadın” metaforu üzerinden İstanbul’a, İstanbul’un doğasına ve yaşadığı sorunlara yaklaşıyor.

Yazar, şehrin elli, altmış yıl öncesini; değişen mevsimlerini; artık bir tarih belgesi olan mühür keselerini; Emirgan’da lale zamanını anlatıyor.

Kitaptaki metinler ayrıca, toplumsal hayattaki muazzam değişimleri ve küresel hayatın, tek kültürlülüğün dayattığı olumsuzlukları, bu şehrin kendine has ritmi üzerinden izliyor.

Daha önce yayımlanmış yazılarından bir derlemeyle oluşan kitap, İstanbul yazınına katkıda bulunuyor.

  • Künye: Melisa Gürpınar – Mühür Kesesi, Gürer Yayınları, anlatı, 185 sayfa

Jerome K. Jerome – Aylak Bir Adamdan Aylak Düşünceler (2015)

Baskıcı bir yüzyılda yaşamış Jerome K. Jerome, okurunu tefekkür ve başkaldırıyla inşa ettiği bir dünyaya davet ediyor.

Aşk, keder, beş parasızlık, gösteriş, kibirlilik, kediler, çekingenlik, köpekler, davranışlar ve kıyafetler gibi farklı pek çok konu üzerine, mizahi olduğu kadar yoğun da bir metin.

  • Künye: Jerome K. Jerome – Aylak Bir Adamdan Aylak Düşünceler, çeviren: Aykut Sığın, Maya Kitap

Nurettin Aslan – Dersim’in Divane Delileri (2015)

Nurettin Aslan’ın bu kitabı, keyifle okunan bir kurgu eşliğinde, Dersim’in ünlü delilerinin sıra dışı hikâyelerini sunuyor.

Tanıdığı veya rivayetlerini dinlediği, “aklından başka her şeyini yitirmişlerin” enteresan yaşamlarını aktaran, yörede nam salmış Şewuşen, Kazım, Qevan ve Alibeg gibi efsane isimleri karşımıza çıkaran Aslan, aynı zamanda iyi bir sözlü tarih çalışmasına da imza atmış.

  • Künye: Nurettin Aslan – Dersim’in Divane Delileri, İletişim Yayınları

Hermann Hesse – Ağaçlar (2018)

‘Siddhartha’, ‘Demian’, ‘Bozkırkurdu’, ‘Narziss ve Goldmund’, ‘Doğu Yolculuğu’ ve ‘Boncuk Oyunu’ gibi unutulmaz eserlere imza atmış Hermann Hesse’nin kaleminden, yeryüzünün en görkemli, en muhteşem eserlerinden olan ağaçlara adanmış bir anlatı.

Hesse’nin düzyazı ve şiirlerinden yapılmış bir derlemeye dayanan ve çok güzel desenlerle zenginleşmiş kitap, okurunu ağaçların ve onlara eşlik eden kuşların, çiçeklerin ve insanların dünyasına, bu dünyanın özgün dili ve yaşayışına davet ediyor.

Hesse’nin tefekkürle örülü metinleri, ağaçlara, doğaya ve tabii ki kendimize farklı bir pencereden bakmamıza vesile olacak türden.

Kitaptan birkaç alıntı:

Ağaçları dinlemeyi öğrenen, ağaç olmayı arzulamaz artık. Kendisi dışında başka bir şey olmayı arzulamaz. Yurt budur. Mutluluk budur.

Her şey beklemede, her şey hazırlık içinde, her şey ince ince, şefkatle dürten bir oluş heyecanıyla düş kurmakta, filizlenmekte tohum güneşe, bulut tarlaya, körpe otlar havaya doğru.

Yurdumu ne çok sevdiğimi, kalbimin, esenliğimin bu çatılara ve kulelere, köprülere ve sokaklara, ağaçlara, bahçe ve ormanlara derinden bağlı olduğunu ansızın yepyeni bir tedirginlikle hissettim.

Meydan ve sokak karman çorman üst üste atılmış gövde ve ağaçların enkazıyla kapanmıştı ve çocukluğumun ilk günlerinden beri sadece koyu, kutsal gölgeleriyle, ulu ağaç tapınaklarıyla bildiğim bu yerde yaşanan yıkıma gökyüzü boş boş bakıyordu. Sanki tüm gizli köklerimle birlikte beni de yerimden söküp almışlar, acımasız çiğlikteki günışığına tükürüp atmışlar gibi hissediyordum.

Her gün yanımızdan geçip gidiyor dünyanın bereketi; her gün açıyor çiçekler, parlıyor ışık, gülüyor sevinç. Bazen minnettarlıkla doyasıya içiyoruz bu bereketi, bazen de bıkıp hırçınlaşıyor, adını bile anmak istemiyoruz, oysa etrafımızda her daim bir dolu güzellik var.

Zaten sevincin en güzel tarafı, tesadüfi ve bedava olmasıdır; özgürdür sevinç ve Tanrı’nın armağanıdır herkese, ıhlamur çiçeğinin esip gelen kokusu gibi.

  • Künye: Hermann Hesse – Ağaçlar, çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, Kolektif Kitap, deneme, 104 sayfa, 2018

David Bornstein – Dünya Nasıl Değişir? (2009)

David Bornstein, sosyal girişimcileri anlattığı ‘Dünya Nasıl Değişir?’de, toplumsal-ekonomik sorunlara sadece kendi çabalarıyla çözümler yaratabilmiş olağanüstü büyük sosyal girişimcilerin hikâyelerini anlatıyor.

Kitap, Brezilya’dan Macaristan’a, Filipinler’den ABD’ye, Fas’tan Afganistan’a dek dünyanın birçok ülkesinden başarı öyküleriyle, sosyal girişimcilerin yeni fikirler yaratmadaki gücünü gözler önüne seriyor.

Uzun yıllardır sosyal değişim hareketlerini izleyen Bornstein, dünyanın şiddet, yolsuzluk ve yetersizliklerinin ayyuka çıktığı günümüzde, içinde yaşadıkları huzursuz zamanı aşarak kendi iradeleriyle değişimler meydana getiren bireylerin mucizelerini anlatıyor.

  • Künye: David Bornstein – Dünya Nasıl Değişir?: Sosyal Girişimciler ve Yeni Fikirlerin Gücü, çeviren: Dilek Bayındır, Alfa Yayınları, anlatı, 370 sayfa