Vecihi Başarın ve Hatice Hürmüz Başarın – Çanakkale Boğazı’nın Derinliklerinde (2010)

Vecihi Başarın ve Hatice Hürmüz Başarın’ın kaleme aldığı ‘Çanakkale Boğazı’nın Derinliklerinde’, Çanakkale Savaşlarında Avusturalya Denizaltısı HMAS AE2 ile Sultanhisar Torpidosu’nun mücadelesini anlatıyor.

AE2, 30 Nisan 1915’te Sultanhisar adlı torpido gemisinden açılan ateşle hasar görmüş, AE2’nin İrlandalı kaptanı Henry Stoker da, denizaltıyı Türklere vermektense batırmaya karar vermişti.

Batırılan denizaltı Marmara Denizi’nin sularına gömülüp gözden kaybolduğu sırada, AE2’nin 32 mürettebatı Ali Rıza’nın kaptanlığını yaptığı Sultanhisar’ın filikaları tarafından kurtarılmıştı.

Her ikisi de savaştan sağ çıkan kaptanların anılarıyla çalışmalarını zenginleştiren yazarlar, bu önemli çalışmalarında, 1998’e kadar denizin altında keşfedilmeyi bekleyen AE2’nin hikâyesini hem Avusturalya hem de Türk bakış açısından anlatıyor.

  • Künye: Vecihi Başarın ve Hatice Hürmüz Başarın – Çanakkale Boğazı’nın Derinliklerinde, Galata Yayınları, inceleme, 200 sayfa
Reklamlar

Zeki Oğuz – Sedef Saplı Bıçak: Miço (2010)

Öykücü, amatör fotoğraf sanatçısı Zeki Oğuz ‘Sedef Saplı Bıçak’ta, Konya’nın ünlü kabadayılarından Mustafa Saldı (Miço) ile değişik zamanlarda yaptığı konuşmaları öyküleştirerek anlatıyor.

Kitabın son bölümünde de, bir öyküsü nedeniyle aldığı cezayı çektikten sonra sürgün cezasını çekmek üzere Konya’ya gelen Yılmaz Güney’e dair anlatımları yer alıyor.

Yılmaz Güney 1962 yılında aldığı altı aylık sürgünlük cezasını Konya’da çekmiş ve o günlerde Miço ile arkadaş olmuş, bu arkadaşlık Yılmaz Güney’in ölümüne kadar sürmüştü.

Ağırlıklı olarak 1960’lı yılların Konya’sını anlatan Zeki Oğuz, her bölümün sonuna o yıllara ilişkin ilginç bilgileri de meraklısına notlar şeklinde aktarıyor.

  • Künye: Zeki Oğuz – Sedef Saplı Bıçak: Miço, Çalı Yayınları, anı, 136 sayfa

Hraç Norşen – Çileli Ağavni (2009)

Hraç Norşen ‘Çileli Ağavni’de, çocukluğu boyunca babaannesi Ağavni Norşen’den duyduğu aile hikâyelerini anlatıyor.

Ağavni Norşen’in genç kızlığından yaşlılığa uzanan hayatını anlatan yazar, böylece aile tarihinin de bir dökümünü yapmış oluyor.

Babaannesinin anlattıklarını ilk dinlediğinde küçücük bir çocuk olduğunu söyleyen Norşen, babaannesinin hayat hikâyesini, Sivas Suşehri’ne bağlı olan köyü Pürk’ü, ailesinin hiç tanımadığı fertlerine dair hatıralarını ve her birinin yaşadığı acı olayları aktarıyor.

Norşen’in kaleme aldığı anlatı, Ağavni Norşen’in çileli hayatı üzerinden, Ermenilerin bu topraklarda maruz kaldıkları baskıyı kayda geçirirken Türkiye yakın tarihine ışık tutuyor.

  • Künye: Hraç Norşen – Çileli Ağavni, Aras Yayıncılık, anlatı, 251 sayfa

Remzi İnanç – Ortak Belleğimizdir Dostlar (2016)

Remzi İnanç’tan bir döneme ışık tutan anı ve portre yazıları.

1971 ve 1980 darbelerine giden süreçte yaşananlar, Aziz Nesin’in Sabahattin Ali’ye mektuplarındaki ilginç detaylar, devletin İsmail Beşikçi’yle bitmeyen kavgası ve Selahattin Hilav’ın entelektüel mirası, İnanç’ın yazılarından bize süzülen, ortak belleğimizden kimi konu ve kişilikler.

  • Künye: Remzi İnanç – Ortak Belleğimizdir Dostlar, Ürün Yayınları

AyçE ayyıldız – Biz O Zamanlar (2016)

Çocukların bayram harçlıklarıyla çatapat aldığı, tırmandıkları ağaçlardan inemedikleri; harçlıkların köşesi işlenmiş mendillerde verildiği, dedelerin kolonya koktuğu bir dönemin anıları.

AyçE ayyıldız, 1970’lerin ortasında, Kalamış Erguvan Sokak Rüya Apartmanı’nda geçen çocukluğunu, dönemin dikkat çekici ayrıntılarıyla harmanlayarak hatırlamakta ve hatırlatmakta.

  • Künye: AyçE ayyıldız – Biz O Zamanlar, Doğan Kitap

Andre Sernin – Tokatlı Yetvart’ın Anıları (2009)

‘Tokatlı Yetvart’ın Anıları’, 1915 olaylarından kurtulan Yetvart Kederyan’ın anılarından oluşuyor.

1907 yılında Tokat’ta dünyaya gelen Kederyan, 1915 olaylarında öksüz ve yetim kalır. Ardından Paris’e göç eden Kederyan, burada elmas traşçılığına başlayacak ve inişli çıkışlı hayatında saygın bir elmas ustası olarak ün yapacaktır.

Kederyan elimizdeki anılarında, çocukluğunun Tokat’ını, ailesini, kentteki demografik yapıyı, Birinci Dünya Savaşı’nın beraberinde getirdiği acıları, 1915 olaylarını doğuran etkenleri, tehcirde ailesini kaybetmesini, işgal kuvvetleri içinde bulunan Fransızlardan yardım alarak Paris’e kaçışını, burada yeni bir hayat kurmasını ve meslek yaşamını anlatıyor.

“İnsanoğlunun yüreği doğduğu ve gençliğini geçirdiği yerlerde sonsuza değin kalıyor,” diyen Kederyan’ın belge niteliğindeki anıları, bir dönemin tanıklığını sunuyor.

  • Künye: Andre Sernin – Tokatlı Yetvart’ın Anıları, çeviren: Anais Martin, Pencere Yayınları, anı, 116 sayfa

Ohannes Aram Kondayan – Sandıktaki Hatıralar (2009)

‘Sandıktaki Hatıralar’, 1927-1969 yılları arasında Robert Kolej’de öğretmenlik yapmış Ohannes Aram Kondayan’ın çocukluğuna, tehcire ve İstanbul’a dair anılarından oluşuyor.

1905’te İzmit’in Bardizag (Bahçecik) ilçesinde doğan Kondayan, 1915 yılında ailesiyle birlikte Suriye’ye sürülmek üzere yük vagonlarında Orta Anadolu’ya kadar getirildi.

Sürgünden kurtulan aile, savaştan sonra İstanbul’a yerleşir.

Ailenin çocuklarından Ohannes, Robert Kolej’e girecek, mezun olduktan sonra burada matematik öğretmeni olarak uzun yıllar çalışacaktı.

Elimizdeki kitap, Kondayan’ın Amerika’ya göç ettikten sonra kaleme aldığı on özyaşamöyküsel yazıdan oluşuyor.

  • Künye: Ohannes Aram Kondayan – Sandıktaki Hatıralar, çeviren: Karin Karakaşlı, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, anı, 76 sayfa