Gamze Yücesan-Özdemir, Fırtınadaki Arı (2020)

Mühendis bizde, ezelden beri ilerlemeyi, kalkınmayı ifade etmiştir.

Peki, mesleği içinde, toplum içinde ve bizzat kapitalizmin çarkları içindeki mühendis hakkında neler biliyoruz?

Nasıl yaşar, neler düşünür, nasıl eyler?

İşte Gamze Yücesan-Özdemir’in hem anket hem de saha araştırmalarıyla zenginleşmiş ‘Fırtınadaki Arı’ adlı bu çalışması, mühendisin hayatına dair merak edilen hemen her şeyi anlatıyor.

Yücesan-Özdemir kitabına, mühendisin konumunu kapitalizmin tarihsel gelişimini ekseninde inceleyerek başlıyor.

Kapitalizmin sermaye birikiminin, mühendisin sınıfsal konumunu nasıl etkilediği burada derinlemesine açıklanıyor.

Yazar devamında ise,

  • Mühendisin üretim, sınıfsal ilişkiler ve toplumsal hayattaki konumunu,
  • Mühendislerin eğitimi ve emek piyasasındaki işsizlik ve istihdam deneyimlerini,
  • Fabrikada çalışan mühendislerin emek sürecindeki konumları, çalışma koşulları, çalışma süreleri ve mesleki geleceklerini,
  • Mühendislerin kent hayatındaki gündelik hayat örüntülerini,
  • Mühendislerin içinde yaşadıkları dünyayı ve ülkeyi nasıl gördüklerini,
  • Mühendislerin kültürel ve toplumsal hayatlarını,
  • Mühendislerin siyasetle ilişkilenmelerini ve Türkiye gündemine dair tespit ve algılarını,
  • Ve mühendislerin mühendis odaları ve örgütlenmeyle ilgili düşüncelerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Yücesan-Özdemir’in çalışması, mühendisin yaşamından farklı kesitler sunmasıyla olduğu kadar, mühendisin içinde yaşadığı toplumsal ve kültürel durumun, iktisadi ve siyasi şartların sağlam bir fotoğrafını çekmesiyle de çok önemli.

  • Künye: Gamze Yücesan-Özdemir, Fırtınadaki Arı: Mühendisin Hayatı, İmge Kitabevi, inceleme, 250 sayfa, 2020

Kıvanç Ulusoy – Katalanlar (2020)

Katalanlar, özellikle son zamanlardaki, İspanya tarafından şiddetle bastırılan bağımsızlık referandumuyla yeniden dünyanın gündemine oturdu.

Uzun zamandır bu alanda çalışmakta olan Kıvanç Ulusoy da, İspanya siyasetinin en dinamik kesimini oluşturan Katalanların tarihi ve güncel durumları hakkında yetkin bir eserler karşımızda.

Katalanların durumunu İmparatorluk sürecinden Franco dönemine ve oradan bugüne izleyerek çalışmasına başlayan Ulusoy, devamında ise,

  • Katalan milliyetçiliğinin değişen siyasi bağlamını,
  • 1975-1982 zaman aralığında İspanya’nın demokrasiye geçiş ve Avrupa’ya dönüş sürecinde Katalanların geçirdiği dönüşümü,
  • Katalan milliyetçiliği üzerinde Avrupa’nın etkisini,
  • Ve demokratik İspanya’da Katalan sorununun güncel veçhelerini kapsamlı bir şekilde tartışıyor.

Katalanların demokratik dünyaya girişleri ve sonrasında yaşanan gelişmeler üzerine, bunun yanı sıra Türkiye’de Kürt sorunu ile Katalan sorunu arasındaki benzerlik ve farklılıklar hakkında da fikir verecek bir çalışma arayanlara, bu kitabı muhakkak öneriyoruz.

  • Künye: Kıvanç Ulusoy – Katalanlar: Avrupa’da Ayrılıkçılık, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 176 sayfa, 2020

Gareth Southwell – Marx Bu İşe Ne Derdi? (2020)

Bana göre et yemek yanlış. Herkesin de öyle düşünmesi gerekmez mi?

Oy kullanmak için zahmet etmeye değer mi?

Üç beş ağaç için hapse girsem mi?

İşim inançlarımla çatışıyor. Ne yapmalıyım?

Ülkemin savaşa girmesini desteklemeli miyim?

Bu kitabın yazarı Gareth Southwell, siyaset teorisinin önde gelen isimlerinin fikirlerinden yola çıkarak bu ve bunun gibi sorulara yanıt veriyor.

Dünya bugün, biraz da sosyal medya ve internetin getirdiği imkânlar sayesinde daha politik bir yer haline geldi.

İşte eşitlik, özgürlük, güç ve otorite, haklar ve adalet başlıklı beş bölümden oluşan bu kitap da, bugün yaşadığımız politik ikilemlere Marx, Platon, Mill, Aristoteles, Hegel ve daha pek çok düşünürün nasıl çözüm getirebileceğini tartışıyor.

İyinin, görevin ne olduğuyla ilgili etik tavır almak; ayrıca devletle ilişkisi içinde bireyin gücü ve özgürlüğü, neyin adil ve hakça olduğu, servetin ve mülkiyetin nasıl dağıtılacağı gibi konular üzerine düşünmek isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Gareth Southwell – Marx Bu İşe Ne Derdi?, çeviren: Devrim Çetinkasap, İş Kültür Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2020

John Berger ve Yves Berger – Top Sende (2020)

“Kokoschka için ışık bir veda dokunuşuydu. Londra’da Thames’in tepeden resmini yaparken bulunduğu çatıda ona bir süre eşlik ettim. 1959 yılıydı. Bakışı oradan ayrılmak üzere olan göçmen bir kuşu andırıyordu.”

Bu kitap, John Berger ile ressam, şair, yazar ve toprak işçisi oğlu Yves Berger arasında yapılan sanat konulu yazışmaları bir araya getiriyor.

Baba-oğul bu yazışmalarında, Max Beckmann’dan Albrecht Dürer’e, Georges Rouault’dan Antoine Watteau’ya, Chaïm Soutine’den Francisco Goya’ya ve Van Gogh’tan Rogier Van Der Weyden’e pek sanatçının eserlerine dair ilgi çekici saptamalarda bulunuyor.

Sanat, sanat tarihi ve resim sanatına ilgi duyanların severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: John Berger ve Yves Berger – Top Sende: Sanat Üzerine Yazışmalar,  çeviren: Oğuz Tecimen, Metis Yayınları, sanat, 104 sayfa, 2020

Svend Brinkmann – Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek (2020)

Şu her gün yeni bir saçma sapan fikirlerle ortaya çıkan kişisel gelişim kitaplarından hakikaten size de gına gelmedi mi?

Kişisel gelişim ve kendini gerçekleştirme üzerine pek çok kitap yazılıp çiziliyor; her yıl bunlardan milyonlarca satılıyor.

Eğitim ve dünyasında kişisel gelişim felsefesine rastlanmadık yer yok.

İnişli çıkışlı yaşamlarımız durmaksızın değişirken, sürüsüyle danışman, terapist ve yaşam koçu bize bu dalgalı denizlerde yol gösteriyor.

İşte bu kitabın yazarı, Danimarkalı psikolog ve felsefeci Svend Brinkmann da, kişisel gelişim saçmalığına karşı isyan bayrağını yükseltiyor ve hatta bu harika kitapla el yükseltiyor.

‘Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek’, kişisel gelişim kültürüne muhalif bir ses çıkarmaya –bir başka seçenek sunmaya– yönelik bir girişim.

Gelişmekle değil, olduğunuz gibi kalmakla ilgili.

Kendinizi bulmakla değil, kendinizle yaşamakla ilgili.

Kitap ilk adım olarak olumlu değil, olumsuz düşünmeyi salık veriyor.

Esinini ‘Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı’ gibi popüler felsefelerden, tinsellikten ya da U Teorisi’nden değil, Eski Roma’da bir köle (Epiktetos) ile bir imparator (Marcus Aurelius) tarafından şekillendirilen aklı başında Stoacı felsefeden alıyor.

Bugün hızın ve devingenliğin yön verdiği dünyamızda, köklenmenin ve istikrarı sağlamanın güçleştiği önermesine dayanan kitap, temel bir varoluşçu belirsizlik ve sıkıntıyla dolu yaşadığımız çağda, kendimiz olarak kalmayı nasıl başarabileceğimizi anlatıyor.

  • Künye: Svend Brinkmann – Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz Kalabilmek, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, kişisel gelişim, 136 sayfa, 2020

Richard Leppert – Nü (2020)

Richard Leppert’in bu eseri, tarihsel olarak Rönesans döneminin başlarından günümüze kadar uzanan ve modernite olarak değerlendirilmiş geniş zaman diliminde üretilmiş kıyafetsiz vücutlar, yani nü resim üzerine zengin bir inceleme.

Batı Dünyasına, Avrupa ve Kıta Amerikası’na ait, en erken tarihli olanı yaklaşık 1427 yılında, en yenisi de 1992 yılında üretilmiş nü resmi izleyen Leppert, bu eserleri, görmek ve sosyal bir uygulama olarak anlam çıkarmaktan kadın bedeninin sömürgeleştirilmesine uzanan geniş bir bağlamda irdeliyor.

Kitap, sadece kadınları temsil eden nü resimlerini değil, her iki cinsiyetten, her yaştan, farklı ırklardan ve farklı sosyal sınıflardan pek çok nü resmi konu ediniyor.

Leppert’in incelemesi, çıplak insan resimlerinin, herhangi bir sosyal oluşum içinde işlerlik gösteren, özellikle sınıf, cinsiyet ve ırk farklılıklarını çevreleyen güç alanları çerçevesinde nasıl işlev gösterdiğini gözler önüne sermesiyle önemli.

Çalışmanın dikkat çeken bir diğer yanı da, nü resimler bağlamında sanatın, mutluluk, arzu, korku ve endişe gibi duyguların oluşturduğu soyut dünyalarla ilişkisini sorgulaması.

Sanatın yapılışı ve görülüşü, toplumsal pratiklerdir.

Bu kitap da, her şeyin olduğu gibi resimlerin anlamlarının da, sürekli değişim içindeki toplumsal pratikler sonucunda ortaya çıktığını ve daha farklı, genellikle toplumla çelişen yönelimleri olan insanlarca bu anlamlara karşı meydan okunuyor oluşunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Richard Leppert – Nü: Batı Dünyası Modernite Dönemi Sanatında Bedenin Kültürel Retoriği, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, sanat, 304 sayfa, 2020

Stéphane Hénaut ve Jeni Mitchell – Lezzetli Fransa Tarihi (2020)

Yemek kültürü siyasetin, ekonominin ve kültürün kesişiminde olduğundan bir ülke ve insanı hakkında çok fazla şeyi ortaya koyar.

Stéphane Hénaut ve Jeni Mitchell de bu olguyu Fransa bağlamında izledikleri güzel bir çalışmayla karşımızda.

Fransa’nın yemek kültürünü ilk günlerinden itibaren keşfe çıkan kitap, bu mutfağın dünya sahnesinde yükselişini açıklayan bazı kalıcı özelliklerinin yanı sıra en acı dolu düşüşlerini, en korkunç çatışmalarını ve en muhteşem yeniliklerini ortaya koyuyor.

Kitap, devrimlere yol açan kıtlıklardan mutfağa yeni unsurlar getiren savaş ve fetihlere veya milyonların yeme alışkanlıklarını değiştiren radikal dini ve felsefi değişimlere dek Fransa’nın mutfağını, ülkenin Roma döneminden modern zamanlara uzanan inişli çıkışlı tarihi ekseninde izlemesiyle önemli.

Pasteur ve Appert gibi isimlerin yemek alışkanlıkları, Fransız café’lerinde gelişen modern çağın en etkili siyaset felsefeleri, insanlık tarihinde dönüştürücü etkiye sahip olmuş kimi yeniliklerin Fransız mutfağına etkileri ve küresel düzeni dönüştürmüş ve dünyanın her köşesinde büyük acılara neden olmuş Avrupa emperyalizminin gıda ve tarımı nasıl sömürdüğü, kitapta ele alınan diğer dikkat çekici konular.

  • Künye: Stéphane Hénaut ve Jeni Mitchell – Lezzetli Fransa Tarihi: Devrim, Savaş ve Aydınlanma Üzerine Gastronomi Hikâyeleri, çeviren: Gül Tonak, Say Yayınları, yemek tarihi, 432 sayfa, 2020