Can Şafak – Necmettin: Bir Devrimcinin Hatırası (2019)

Necmettin Giritlioğlu, Yapı İşçileri Sendikası’nın grevinin başladığı sabah, Aliağa Rafinerisi’nin kapısında vurularak öldürüldüğünde henüz 26 yaşındaydı.

Tarih, 22 Ağustos 1970.

Giritlioğlu, Sendika’nın Genel Başkanı’ydı.

Türkiye’nin hızla 12 Mart faşizmine doğru yol aldığı zorlu yıllardı.

Grevler, direnişler, sürüyordu.

Kavel’de, Kozlu’da, Paşabahçe’de,  Singer’de,  Gamak’ta,  Demir Döküm’de…

15-16 Haziran Direnişi yaşanmış, işçi sınıfı ne kadar örgütlü ve güçlü olduğunu göstermişti.

İşte Can Şafak’ın sözlü tarihe ağırlık veren elimizdeki biyografisi, Necmettin Giritlioğlu’nun kısa ama dolu dolu yaşanmış hayatının izini sürüyor.

Yoldaşları, en yakınında bulunmuş dostları ve kardeşleriyle yapılan söyleşilere dayanan kitap, Giritlioğlu’nun hiç bilinmeyen yanlarını, çocukluğunu, ilk gençlik yıllarını ve mücadelesini aydınlatıyor.

Kitap, aynı zamanda çok güzel bir dönem okuması.

Şafak, solun, işçi hareketinin ve devrimci dalganın yükselmeye başladığı 60’lı yılların ve 1970’in sağlam bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Can Şafak – Necmettin: Bir Devrimcinin Hatırası, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 272 sayfa, 2019
Reklamlar

Nuri Bilge Ceylan – Bir Zamanlar Anadolu’da (2019)

Karakteriyle, olay örgüsüyle, atmosferi ve teknikleriyle Bir Zamanlar Anadolu’da filmi, yalnızca Nuri Bilge Ceylan külliyatında değil, Türkiye sinemasında da apayrı bir yere sahip.

Karakterlerinin derinliği, gece ve gündüz bölümleri arasındaki geçişler, düğümler, belirsizlikler ve iç içe geçmiş hikâyelerin şiirsel bir üslupla harmanlandığı filmin senaryosu şimdi kitaplaştı.

Filmin senaryodaki hali ile tamamlanmış hali arasında, dikkatli gözlerden kaçmayacak farklılıklar bulunuyor.

Ceylan’ın filmlerini çekerken veya kurgu sırasında senaryoyu ve diyalogları sıkça değiştirdiği biliniyor.

Bu durum, Bir Zamanlar Anadolu’da için de geçerli.

Dolayısıyla senaryonun hiç dokunulmamış ilk halini sunan bu kitap, filmin senaryosu ile seyirciye ulaşmış hali arasındaki farkları yakından görmek için de iyi fırsat.

Film hakkında Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında yazılmış pek çok yazı ve söyleşiyle zenginleşen kitap, Ceylan’ın kurgu sırasında tuttuğu günlükleri de barındırıyor.

  • Künye: Nuri Bilge Ceylan – Bir Zamanlar Anadolu’da, Doğan Kitap, sinema, 296 sayfa, 2019

Bülent Batuman – Milletin Mimarisi (2019)

AKP Türkiye’sinde İslam ile siyaset ve yapılı çevre arasındaki ilişki bize neler söyler?

AKP iktidarı döneminde üretilen mimari eserlere bakıldığında siyasal İslamcılığın yapılı çevrenin biçimlendirilmesinde çok etkili rol aldığını görüyoruz.

Bülent Batuman’ın bu anlamda ufuk açıcı bir çalışma olarak okunabilecek elimizdeki eseri, Türkiye’nin son yirmi yıldaki dönüşümü üzerine derinlemesine düşünüyor.

Ana tezinin, AKP iktidarının bir yeniden ulus inşası projesi olduğu ‘Milletin Mimarisi’, AKP iktidarı döneminde Türkiye’de ağırlık kazanan mekânsal anlayışı ve hangi kentsel biçimlerin üretildiğini irdeliyor.

Yapılı çevrenin toplumsalın kurucu unsurlarından olduğu gerçeğinden hareketle Batuman, siyasetin mekânsal inşasının nasıl gerçekleştiğini, kente yerleşik olan çelişki ve mücadeleleri ve mekânsal ile toplumsal arasındaki etkileşimleri tartışıyor.

Batuman’ın burada tartıştığı kimi konular şöyle:

  • İslam ile ulusu uzlaştırmayı amaçlayan cami mimarisinin siyasal niteliği,
  • Ulusal sembol olarak cami,
  • Mimari taklit politikaları,
  • Gündelik hayatın İslamileştirilmesi,
  • Türkiye’de konutun siyasal iktisadı,
  • Varoşun kentsel ekolojisi,
  • İslamcı bir banliyö inşa etmenin özgün bir örneği olarak Başakşehir,
  • İslamcı banliyöde sınıf ayrımı,
  • Osmanlı-Selçuklu üslubunun alımlanması,
  • Post-ulusal neoklasisizm,
  • Gecekonduların tasfiyesi,
  • Yeni İslamcılığa karşı kamusal mekân ve direniş mimarileri,
  • İslamcılığa karşıt bir anlayış olarak Cumhuriyetçi kamusal mekân inşasına örnek olarak Kızılay Meydanı ve Tekel Kampı,
  • Yeni İslamcılığın Taksim Meydanıyla imtihanı,
  • Yeni İslamcılık ve banal siyasallaştırma,
  • Gezi’nin etkileri,
  • İktidar inşasının mekânsal pratikleri…

Künye: Bülent Batuman – Milletin Mimarisi: Yeni İslamcı Ulus İnşasının Kent ve Mekân Siyaseti, çeviren: Şahika Tokel, Metis Yayınları, sosyoloji, 312 sayfa, 2019

Albert Einstein – Einstein Seyahatnamesi (2019)

Albert Einstein, hayatının en şöhretli zamanlarında, 1922’nin sonbaharında Japonya, Çin, Singapur, Filistin ve İspanya’yı ziyaret etmişti.

Einstein’ın biyografilerinden hiçbiri seyahatleri hakkında, titizlikle belgelendirilmiş olan bu kıymetli kitap denli anlaşılır ve önemli bir katkı sunmamıştı.

Einstein’ın beş buçuk ay süren bu yolculuğuna dair notlarından oluşan bu kitap, Einstein’ın kişisel dünyasına güçlü bir ışık tutuyor ve onun bilim, felsefe, sanat ve siyaset hakkındaki düşüncelerini oldukça samimi bir biçimde ortaya koyuyor.

Einstein, Japon İmparatoriçesi’nin ev sahipliği yaptığı bir bahçe partisi, İspanya Kralı ile tanışması ve önde gelen bilim ve devlet yöneticileriyle görüşmesi gibi olayların kendisinde bıraktığı izleri de bizimle paylaşıyor.

Günlüğün en ilginç taraflarından biri, Einstein’ın farklı milletlere mensup insanlar ve ırk kavramı hakkındaki tartışmaya açık fikirlerini de ilk elden sunması.

Kitabın çok sayıda fotoğraf, mektup, kartpostal, harita ve çizelgeyle zenginleştiğini de ayrıca belirtelim.

  • Künye: Albert Einstein – Einstein Seyahatnamesi: Uzakdoğu, Filistin & İspanya 1922-1923, çeviren: Yusuf Selman İnanç, Kronik Kitap, seyahatname, 352 sayfa, 2019

Henry J. Rutz ve Erol M. Balkan – Sınıfın Yeniden Üretimi (2016)

Neoliberal devletin ve piyasanın küreselleşme döneminde yeni orta sınıfları oluşturmasındaki aracılığı hakkında iyi bir inceleme.

Kapsamlı alan çalışmalarına dayanan kitap, Türkiye’de hem ekonomik ve toplumsal yapıda hem de eğitim alanında yaşanan değişimler için sağlam bir kılavuz.

Kapitalizm sınıflar arası geçişe imkân verir, fakat bunun için hiçbir garanti sunmaz.

Çünkü işçi sınıfı işsizlikle boğuşur, orta sınıflar ise her zaman işçi sınıfı saflarına katılma tehdidi ve tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Orta sınıf bu tehlikeden kaçmak çocuklarına nitelikli eğitim vermek için çabalar.

Henry Rutz ve Erol Balkan, İstanbul’daki orta sınıf ailelerin, küresel ekonomiyle bütünleşme sürecinde çocuklarına nitelikli eğitim sağlama mücadelesiyle ifade edilen dinamikleri etnografya temelli açıklıyor.

Tanıklıklar ve alan araştırmalarıyla zenginleşen çalışma, devletin ve piyasanın sınıfın biçimlenmesi üzerindeki etkilerinin altını çizerken, ailenin de sınıfın yeniden üretimi ve toplumsal bilincin kilit aktörü olarak önemini vurguluyor.

  • Künye: Henry J. Rutz ve Erol M. Balkan – Sınıfın Yeniden Üretimi: Eğitim, Neoliberalizm ve İstanbul’da Yeni Orta Sınıfın Yükselişi, çeviren: Neşecan Balkan, h2O Kitap, siyaset, 224 sayfa, 2016

Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü ve İslâm (2019)

İslâm kültürlerinde son yüzyıllar boyunca, çok anlamlılık ve çoğulculuğun bütün görünümleri karşısında görece yüksek bir hoşgörüden gitgide aşırıya varan bir hoşgörüsüzlüğe doğru bir değişimin yaşandığı, son zamanlarda sıklıkla dile getirilen tezlerden.

Arap dili ve edebiyatı ve İslâm alanlarında uzmanlaşmış Thomas Bauer, 14. yüzyıl âlimlerinin Kur’an’ın değişik tefsirlerini bir zenginleşme sayarken, günümüz Müslümanları için Kur’an’ı farklı okuma tarzlarının varlığının bile neden katmerli bir rezalet anlamına geldiğini derinlemesine inceliyor.

Bauer’in bu kitapta anlattığı şekliyle müphemlik, aynı değerin, aynı normun farklı yorumlanabileceği, hatta aynı anda farklı yorumların geçerlilik taşıyabileceğini kabul eden bir zihniyeti ve kültürel tutumu kastediyor.

Yazara göre bunun bir sebebi de, İslâm kültürlerinin, geçmişten bugüne geçirdikleri dönüşüm içinde, modernleşme süreçlerini belli ki müphemliği tahrip eden bir süreç olarak yaşamalarıdır.

Daha açık bir ifadeyle, Batılı modernliğin kesinlik “takıntısı,” müphemlik kültürünü gitgide tahrip etmiş ve bu süreçte İslâm “ilâhiyatlaşarak” katılaşmıştır.

Klasik İslâm’ın nispeten yüksek müphemlik hoşgörüsü ile modern çağın İslâm’ının nispeten çok daha düşük olan müphemlik hoşgörüsünü karşı karşıya koyarak örnekleyen çalışma, aynı şekilde müphemlikle kurduğu ilişkinin, bir kültürün merkezî önemdeki bir özelliğini teşkil ettiğini, bu ilişkinin o kültürün birçok sahasını kalıcı biçimde etkilediğini ve onu bilmeden birçok gelişmenin doğru anlaşılamayacağını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü ve İslâm: Farklı Bir İslâm Tarihi Okuması, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2019

John Douglas – Zihin Avcısı: Mindhunter (2019)

‘Mindhunter’, son dönemde NETFLIX’te yayımlanan en iyi dizilerden.

Bu dizinin en büyük ilhamı ise, elimizdeki kitabın yazarı John Douglas.

Özellikle dizide karşımıza çıkan Holden Ford karakteri, John Douglas’tan esinlenilmiş.

Douglas, en tehlikeli seri katillerin zihinlerini didik didik edip işledikleri suçların ardındaki gerçek nedenleri anlamak için dünyada bir ilk olan ‘psikolojik profil çıkarma’ yöntemini kullandı ve bu yöntem, suç biliminde yeni ve büyük ufuklar açtı.

Geliştirdiği stratejiler ile FBI içinde efsane olan özel Ajan John Douglas, burada yer alan anılarında, seri cinayetlerle ilgili profil çıkarma analizlerini geliştirirken yaşadıklarını bizimle paylaşıyor.

Edmund Kemper, Charles Manson, Ted Bundy ve Ed Gein gibi birçok katille yüz yüze gelen Douglas, bu kişilerin rahatsız edici zihinlerinin ardındaki psikolojik dinamikleri aydınlatmıştı.

Bu yeteneğini kullanarak olay yerlerini inceleyen ve kendine has yöntemleriyle kimsenin göremediği detayları yakalayan Douglas, katillerin profillerini çıkarıp alışkanlıklarını belirledi ve sonraki hamlelerini öngörerek, onların davranışlarını zihninde tekrar ve tekrar yaşadı.

Üstüne üstlük bu yöntemleri kullanarak polisin birçok seri katili yakalamasını sağladı.

Douglas’ın ‘Zihin Avcısı (Mindhunter)’, bu sürece dair pek çok bilinmeyeni aydınlattığı gibi, bizi seri katillerin ve sıra dışı suçluların ürkütücü dünyalarına davet ediyor.

  • Künye: John Douglas – Zihin Avcısı (Mindhunter), çeviren: Feray Tarımtay, Diyojen Yayınevi, psikoloji, 432 sayfa, 2019