J. Donald Hughes – Çevresel Tarih Nedir? (2019)

Tarihi incelerken kullanmamız gereken kavramlar kadar hangi çevresel tarih kaynaklarına bakmamız gerektiği de önemlidir.

Donald Hughes’un eldeki kitabı ise, insan ve sosyal bilim araştırmalarına getirilmiş en yenilikçi ve kapsayıcı görüşlerden biri olan çevresel tarih konusunda çok iyi bir giriş.

Çevresel tarih, sadece insanların değil, insanların da içinde yer aldığı doğal çevredeki canlı-cansız tüm varlıkların ve bu varlıklar arasındaki etkileşimin yazılması gereken bir tarihi olduğu düşüncesini savunur.

İnsanın çevre, çevrenin de insan üzerindeki etkisine özel bir vurgu yapan bu yaklaşım siyasi, askeri, sosyal, iktisadi ve kültürel tarih gibi geleneksel tarihyazım şekillerine ilave edilecek ve bunlar üzerinde yeniden düşünmemizi sağlayacak devrimci bir niteliğe sahip.

Özellikle 1960’lardan bu yana kapsamı ve hedefleri belirli bir disiplin olarak ABD’den Rusya’ya, Brezilya’dan Hindistan’a dünyanın farklı coğrafyalarında icra edilen bu yeni tarihçilik biçimi ülkemizde de biliniyor ve uygulanıyor.

Çevresel tarihi tanımlayarak kitabına başlayan Hughes, kitabının devamında ele aldığı kimi konular şöyle:

  • Çevresel tarihini öncüleri,
  • Çevresel tarihçiliğin Amerika’da doğuşunu ve gelişimi,
  • Yerel, bölgesel ve ulusal çevresel tarih yaklaşımları,
  • Çevresel dünya tarihi,
  • Çevresel tarihin meseleleri ve bu alandaki yeni yönelimler,

Kapsamlı bakış açısıyla ve konuları ele alış biçimiyle başucu kitabı olarak önerebileceğimiz çalışma, lisans ve lisansüstü tarih öğrencileri kadar tarihle amatör ya da profesyonel uğraşan herkese hitap edecek türden.

  • Künye: J. Donald Hughes – Çevresel Tarih Nedir?, çeviren: M. Fatih Çalışır, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 220 sayfa, 2019

August Bebel – Kadın ve Sosyalizm (2019)

Türkiye’de ilk kez 1935’te yayımlanan ‘Kadın ve Sosyalizm’, o dönem ülkede kadın sorununu temel boyutlarıyla ele alan ilk çalışmalardan biri oldu.

Kitabın bu baskısı ise, Sertel’in çevirisini esas alarak Sevinç Altınçekiç’in eksik bölümleri Almancasından baştan çevirmesiyle hazırlanmış.

Bebel’in ilk olarak 1879’da yayımlanmış ve bugün klasik olmuş yapıtı, kadın sorununun çözümlenmesinin ancak toplumsal sorunun çözümlenmesiyle mümkün olacağı gerçeğini esas alarak sosyalist tahayyülün bu sorunun aşılmasında bize ne gibi perspektifler sunacağını ayrıntılı şekilde açıklıyor.

“Kadına tam eşitliği kabul eden ve veren, kadını her çeşit baskı ve sömürüden kurtaran, bunu programına esas olarak koyan tek parti, sosyalistlerin partisidir.” diyen Bebel, ilkel toplumlarda kadının yerinden günümüzde ve gelecekte kadına uzanarak konuyu tarihsel bir bakışla tartışıyor.

Kitapta,

  • Anaerki ve ataerki arasındaki tarihsel çatışma,
  • Hıristiyanlık ve kadın,
  • Ortaçağ’da kadın,
  • Modern evlilik,
  • Geçim aracı olarak evlilik,
  • Burjuva toplumu ve fuhuş,
  • Kadının kazanç durumu ve sanayide kadın,
  • Kadınların eğitim ve öğretim mücadelesi,
  • Kadının yasalar karşısındaki durumu,
  • Sınıflı devlette kadının konumu,
  • Ve sosyalist toplumda kadın gibi pek çok konu ele alınıyor.

Künye: August Bebel – Kadın ve Sosyalizm, çeviren: Sabiha Sertel ve Sevinç Altınçekiç, Yordam Kitap, kadın, 560 sayfa, 2019

Garth Fowden – Muhammed’den Önce ve Sonra (2019)

İslam’ın içine doğduğu ve ilk dört yüzyılı boyunca içinde geliştiği ortamla ilişkisi neydi?

Garth Fowden’ın eldeki kapsamlı çalışması, bu soruya kapsamlı yanıtlar vermesiyle dikkat çekici.

Fowden’ın çalışması, Geç Antik Çağ’ın sonunun daha geniş tarihini, yukarıdaki soruda ifade edilen bu ilişkinin ışığında yeniden değerlendiriyor ve daha da önemlisi, Avrupa ile başka yerlerin, Müslüman dünyanın insan deneyimine, düşüncesine ve kültürüne getirdiği katkılara nasıl baktığını ortaya koyuyor.

Fowden’ın geç Antik Çağ ve daha genel olarak da MS Birinci Binyıl boyunca Doğu Akdeniz’in ve Güneybatı Asya’nın dinler tarihi alanında önemli bir eser olarak okunabilecek kitabı, İslam’ın miras aldığı karmaşık ve yüklü dinsel ve düşünsel gelenekleri, getirdiği yenilikleri, geleceğini, başarılarını ve başarısızlıklarını çok yönlü bir bakışla izliyor.

Kitap bütün bunların yanı sıra, İslam’ın ve diğer tektanrıcı geleneklerle ilişkisi ve Aristoteles’ten Augustus’a ve İbn Sina’ya birçok figürün İslamiyet’in macerasındaki yerlerini açıklığa kavuşturmasıyla da önemli.

  • Künye: Garth Fowden – Muhammed’den Önce ve Sonra: Birinci Binyıla Yeni Bir Bakış, çeviren: Abdurrahman Aydın, Phoenix Yayınları, dinler tarihi, 376 sayfa, 2019

Ufuk Bektaş Karakaya ve Oktay Duman – Benim Adım Dilaver (2019)

Mehmet Fatih Öktülmüş, 17 Haziran 1984 yılında Ölüm Orucunda hayatını kaybetti.

Henüz 35 yaşındaydı ve Türkiye’de 1970’lerin ikinci yarısından itibaren kitleselleşerek antifaşist bir karakterde gelişen siyasal mücadelede yer almış seçkin devrimcilerden biriydi.

Vasiyetinde, “Arkamızdan bizi çok övüp de toprak altında yüzümüzü kızartmayın olmaz mı” demişti.

Her çalkantılı siyasal dönem kendi kahraman ve öznelerini yaratır.

Onlar, içinden geldikleri sınıfsal ve siyasal süreçlerin kristalize ve billurlaşmış haliyle kişiliklerinde taşırlar.

Öktülmüş de böyle biriydi işte.

Ufuk Bektaş Karakaya ve Oktay Duman’ın kaleme aldığı ve tam üç yıl sürmüş bu yetkin sözel tarih çalışması da, Öktülmüş’ün ve onun dokunduğu kişilerin dünyasına iniyor.

Öktülmüş’ün dava arkadaşları ile Almanya, Fransa, İsviçre ve Türkiye’de 12 kentte yüz yüze yapılmış ve Öktülmüş’ün on altı yıla sığdırdığı kısa fakat çarpıcı, zengin ve öğretici profesyonel devrimci yaşamını ortaya koyan kitap, günümüzde siyasal mücadelenin zorluklarının aşılmasında bir esin ve direnç kaynağı olmaya aday.

  • Künye: Ufuk Bektaş Karakaya ve Oktay Duman – Benim Adım Dilaver: Mehmet Fatih Öktülmüş Kitabı, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 352 sayfa, 2019

Rosi Braidotti – Kadın-Oluş (2019)

Postyapısalcı felsefeyi feminist teoriyle ilişkilendirdiği özgün çalışmalarıyla da bildiğimiz Rosi Braidotti, şimdi de feminizmi fark felsefesi çerçevesinde tartışıyor.

Braidotti kitabına, ’68 hareketinin kuramsal dünyasında kadın olmanın hallerini irdeleyerek başlıyor.

Düşünür, kitaba adını veren ikinci bölümde ise, kadınlığa dair kuramsal çerçeveyi genişletiyor.

Yazar burada, cinsel fark kuramı, bedenleşme ve içkinlik konularını yeniden yorumluyor.

Bu bağlamda Deleuze ve Irigaray’ın fikirlerini karşılaştırıp yorumlayan Braidotti, kayıp, başarısızlık, melankoli ve ontolojik eksiklik gibi kavramların politik ve kuramsal düzlemdeki egemenliğine karşı oluş, fark, tamlık, neşe, yaratıcılık gibi daha olumlu kavramları öne çıkarıyor.

Braidotti kitabının üçüncü bölümünde ise, farkların kapitalizm tarafından nasıl kuşatıldığını ve etkisizleştirildiğini tartışıyor.

Kapitalizmin, çoğulcu farkları tüketimcilik adına piyasalaştırıp “ötekilerin” yani farklılıkların varoluş, kültür ve söylemlerinin metalaştırılmasını teşvik ettiğini belirten Braidotti, buna karşı nasıl bir mücadele hattı ortaya koyabileceğimizi de tartışıyor.

  • Künye: Rosi Braidotti – Kadın-Oluş: Cinsel Farkı Yeniden Düşünmek, çeviren: Ece Durmuş ve Münevver Çelik, Otonom Yayıncılık, feminizm, 192 sayfa, 2019

Kolektif – Estetik Üzerine Yazılar (2019)

Hem çeviri hem de telif yazıları bir araya getiren bu güzel derleme, estetik konusunda Türkçe felsefe literatürüne katkı sunacak türden.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, Baumgarten’dan postmodern döneme uzanarak öznenin estetik kavrayışı üzerine çeşitli düşünürleri ve kavramlarını yorumluyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Hegel’de özne-nesne birliği arayışında sanatın rolü,
  • Hume’un estetiğinde beğeninin ölçütü,
  • Fichte ve Alman romantisizmi,
  • Nietzsche’nin perspektifinden ‘güzel’in ölçütü olarak “güç istemi”,
  • Sanatta postmodern obje kavrayışı,
  • Baumgarten’dan Kant’a estetikteki dönüşüm…

Çalışmanın bir diğer önemli özgünlüğü ise, çağımızdaki haliyle estetiği daha iyi kavramak için estetik alanına giren kavramların tarihsel bağlamını aydınlatması.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Alexander Gottlieb Baumgarten, Gamze Keskin, Nurten Öztanrıkulu Özel, Friedrich Schiller, Nil Avcı, Berk Özcangiller, B. Utkan Atbakan ve Oktay Taftalı.

  • Künye: Kolektif – Estetik Üzerine Yazılar: Baumgarten’dan Postmodernizme, editör: Gamze Keskin, Alfa Yayınları, estetik, 276 sayfa, 2019

Paulo Freire – Özgürlüğün Pedagojisi (2019)

Paulo Freire’in son dönem çalışmalarından olan bu kitap, 1997’de Harvard’ta verilmesi düşünülen özgürleşme pedagojisi konulu seminer için yazıldı.

Freire burada, her öğretmenin sahip olması veya hiç olmazsa ders olarak görmesi gereken, ama öğretmenlik eğitimi sırasında nadiren öğretilen başka temel bilgilerin altını çiziyor.

“Öğretmek eğitimin ideolojik olduğunu bilmeyi de gerektirir.” diyen Freire, öğretmenin etikten ayrı düşünülemeyeceğini ve öğretmenin eleştirel olma becerisi gerektirdiğini belirtiyor.

Freire bu temel bilgilerin, dünyanın eleştirel bir okumasını yapabilmek için kesinlikle gerekli olduğunu çok ikna edici biçimde ortaya koyuyor.

Kitap, her şeyden önce özgürleştirici eğitim yolundaki mücadeleyi tazelemek için baskıcı eğitime alternatif arayanlara yapılmış güçlü bir çağrı.

‘Özgürlüğün Pedagojisi’, Freire’nin kült kitabı ‘Ezilenlerin Pedagojisi’nden uzun yıllar sonra yayımlandı ve bir yönüyle de o ünlü eserdeki temel kavramları zamanın süzgecinden geçirip yeniden yorumlamasıyla çok önemli.

  • Künye: Paulo Freire – Özgürlüğün Pedagojisi: Etik, Demokrasi ve Medeni Cesaret, çeviren: Gülden Kurt Gevinç, Yordam Kitap, eğitim, 188 sayfa, 2019