F. Scott Fitzgerald – Buruktur Gece (2013)

Francis Scott Fitzgerald ‘Buruktur Gece’ başlıklı elimizdeki romanında, Caz Çağı’nın sahte ve yıpratıcı ilişkilerini gözler önüne seriyor.

Tatil için Fransız Rivierası’na gelen Rosemary Hoyt’un, burada tanıştığı bir aileyle yaşadığı ilginç olayları hikâye ediyor.

Annesiyle bölgeye gelen genç aktris Hoyt, burada Dick ve Nicole Diver çiftiyle tanışacaktır.

Bu tanışıklık derin bir arkadaşlığa dönüşecektir.

Zengin bir aile olan Diver’lar, zarafetleri ve şıklıklarıyla göz doldurmaktadır.

Fakat bu tozpembe sahnenin gerisinde, sıra dışı gerçekler yatmaktadır.

Zira Dick’in büyük çabalarla koruduğu Nicole’le olan evliliği, Rosemary isimli genç ve güzel aktrisin ısrarlı ilgisi yüzünden zarar görmeye başlar.

Rosemary’yi geride bırakıp evliliğini düzeltmeye çalışan Dick, etrafındaki insanların onda yarattığı yıkımın üstesinden gelemeyecek kadar kötü bir durumda bulur kendini.

Doktor, içinde bulunduğu ruh halinden sıyrılabilmek için çareyi yine ışıltılı hayatın büyüsünde arar.

Artık kendine toplumun en üst basamaklarında yer bulmuştur, ama bu defa da tüm ideallerini ve umutlarını kaybetmiş bir adama dönüşmüştür.

Fitzgerald, 1920’lerin yüksek burjuva hayatının, gösterişli partilerinin yarattığı yanılsamanın eleştirisini, savaşın gölgesinde birbirine tutunan Nicole ve Dick’in hayatları üzerinden sunuyor.

  • Künye: F. Scott Fitzgerald – Buruktur Gece, çeviren: Püren Özgören, Everest Yayınları, roman, 410 sayfa

Dilaver Demirağ – Susatanlar (2013)

  • SUSATANLAR, Dilaver Demirağ, Hayy Kitap, siyaset, 248 sayfa

SUSATANLAR

Dilaver Demirağ ‘Susatanlar’da, kapitalist sermaye birikiminin, suyu kâra, bir yatırım aracına dönüştürmedeki pervasızlığını gözler önüne seriyor; suyun metalaşması karşısında nasıl direneceğimizi anlatıyor. Demirağ, yeryüzünde su kıtlığının başlamasının nedenlerini, suyun ekonomik bir meta haline gelişini, su baronlarını, kapitalist sistemin doğa ve su üzerindeki tahribatlarını ve suda kartel kuran büyük şirketleri anlatıyor. Su pazarı için cazip bir ülke olan Türkiye’yi ayrı bir bölümde ele alan yazar, ülkedeki su yönetiminin çıkmazlarını, suyun özelleştirilmesinin ve HES’lerin yarattığı sorunları da ortaya koyuyor.

Lütfi Maktuf – Tunus’u Kurtarmak: Çalınan Arap Baharı (2013)

  • TUNUS’U KURTARMAK, Lütfi Maktuf, çeviren: Fikret Erkut Emcioğlu, Modus Kitap, siyaset, 174 sayfa

TUNUS

Tunus, 11 Ocak 2011’de başlayan olaylar ve ertesinde gerçekleşen devrimle yankı uyandırmıştı. Fakat devrimin yarattığı demokrasi beklentileri, temel özgürlükleri dahi önemsemeyen, demokratik kurumları yok sayan İslamcı parti Ennahda tarafından sahiplenilmedi. Hukukçu Lütfi Maktuf çalışmasında, birebir yaşayanların tanıklığıyla devrimi adım adım izliyor; ekonomik, toplumsal ve siyasi açılardan tehlikeli bir durumda olduğunu belirttiği ülkesinin bir panoramasını çiziyor. Maktuf, İslamcı hükumetin devrimi amacından saptırdığını, Tunus’un, softa temellerinin demokrasi ile bağdaşmadığı İslamcılıktan kurtarılması gerektiğini söylüyor.

Bilgin Adalı – Güneşi Arayan Çocuk (2013)

  • GÜNEŞİ ARAYAN ÇOCUK, Bilgin Adalı, Can Yayınları, çocuk, 94 sayfa

GUNESI

Kısa süre önce aramızdan ayrılan Bilgin Adalı, çocuk yazınının önde gelen isimlerindendi. Adalı’nın ‘Güneşi Arayan Çocuk’ isimli eseri de, doğaya, hayata dair sorularının cevabını aramaya koyulan Ayata adlı karakterinin başından geçenleri anlatıyor. Güneşin gizemini çözmeye koyulan Ayata, köyün diğer çocukları gibi koşturup durmak ve oyunlar oynamak yerine, yaşlı bilgeye gidip sorular sorar. Kahramanımız böylece sabahları doğup akşamları batan güneşin nereye gittiğini anlamaya çalışır. Kitabın sonunda, Mustafa Köz tarafından hazırlanmış, okuma ve anlama pratiğini geliştiren bir yaratıcı okuma bölümü de yer alıyor.

Ku Hung-Ming – Çin Halkının Zihniyeti (2013)

  • ÇİN HALKININ ZİHNİYETİ, Ku Hung-Ming, çeviren: Hanife Güven, Doğu Batı Yayınları, kültür, 158 sayfa

CIN

Çinli bir anne ile Portekizli bir babanın oğlu olan Ku Hung-Ming, eğitimini Avrupa’da almış. Yazarın, 1915’te kaleme aldığı bu  kitap, Çin halkı ve kültürü konusunda önemli ayrıntılar sunuyor. Yazar, kitabının ilk bölümünde Çin insanını, Çin kadınını ve Çin dilini anlatıyor. Kitabının ikinci bölümünde, Batılı yazarların Çin kültürüyle ilgili yanlış veya eksik saptamalarını ortaya koyan Hung-Ming, devamında da Çin uygarlığının diğer dünya medeniyetlerinin feyz alabileceği ne gibi olumlu niteliklere sahip olduğunu, dünyayı bekleyen savaşların aşılması konusunda Çin uygarlık değerlerine nasıl başvurulabileceğini irdeliyor.

M. Salih Elmas – Modern Toplumun Güvenlik Çıkmazı (2013)

  • MODERN TOPLUMUN GÜVENLİK ÇIKMAZI, M. Salih Elmas, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Yayınları, siyaset, 223 sayfa

MODERN

M. Salih Elmas güvenlik kavramını, modern toplum tarihi ve modernleşme süreci etrafında değerlendiriyor. Elmas, güvenlik kavramının modern toplumlarda nasıl bir değişim sürecine girdiği, Amerika’nın Soğuk Savaş sonrası güvenliğe yaklaşımı ve 11 Eylül sonrası uyguladığı politikaları; Ulrich Beck’in risk toylumu tezinin uluslararası ilişkiler disiplinindeki yansımaları bağlamında irdeliyor. Ağırlıklı olarak risk toplumu tezi çerçevesinde modernleşme-güvenlik ilişkisini irdeleyen çalışma, modern toplumun ilerleme dinamiklerinin çevre, ekonomi ve siyaset alanlarında ürettiği risklerin etkilerini ortaya koymayı amaçlıyor.

Ray Bradbury – Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana (2013)

  • UĞURSUZ BİR ŞEY GELİYOR BU YANA, Ray Bradbury, çeviren: Ayşe Gorbon, İthaki Yayınları, roman, 358 sayfa

UGURSUZ

Fantastik, bilimkurgu tarzında romanlarıyla bilinen Ray Bradbury, bir korku-gerilim hikâyesiyle okurlarının karşısına çıkıyor. Hikâyenin merkezinde, sakin bir kasabada yaşayan çocuklar Jim ile William’ın, eğlenceden çok korkuyu, gerilimi vaat eden lanetli bir karnavalın kasabaya uğramasından sonra yaşadıklarını anlatıyor. Karnavalın üyelerinden bay Elektro, cüce, kahin kadın ve bay İskelet, maharetlerini bir bir sergiler. Fakat karnavalın başındaki isimlerden Bay Dark, diğer adıyla Resimli Adam, asıl korkutucu figürdür. Zira bu adam, kasabalıların en çaresiz noktalarını yakalayıp onların ruhuna nüfuz edebilmektedir.