Ken Thompson – Darwin’in En Güzel Bitkileri (2019)

Darwin’in botanik yeteneğini gözler önüne seren, bu büyük kuramcının bitkilere duyduğu tutkuyu gözler önüne seren bir çalışma.

Bilindiği gibi Darwin, evrim kuramını geliştirirken bitkilerden ziyadesiyle yararlanmış ve bu esnada, botanik bilimine de büyük katkılarda bulunmuştu.

Örneğin Darwin’in tırmanıcı bitkiler üzerine olan çalışması zamanının o kadar ötesindeydi ki, bugün neredeyse hiçbir güncellemeye ihtiyaç duyulmuyor.

Şu anda bile tırmanıcı bitkiler üzerine bildiğimiz şeylerin çoğu Darwin’in 1865 tarihli kitabına kadar uzanıyor ve eğer bugün tırmanıcı bitkiler üzerine bir doktora yapmayı planlıyorsanız, Darwin’in çalışması hâlâ temel olmaya devam ediyor.

Kendisi de bitki biyoloğu olan Ken Thompson, Darwin’in bitkilerle kurduğu ilişkinin, onlardan nasıl yararlandığının ve onlarla ilgili fikirlerinin sağlam bir incelemesini sunuyor.

Kitap, Evrim Kuramının arkasında yatan azmi, adanmışlığın ve tükenmek bilmeyen bilimsel merakı, Darwin’in neredeyse her çalışmasında bazen kendisini bile usandıracak titizlikle nasıl işlendiğini ortaya koymasıyla önemli.

Kitabı, Darwin’in bitki zekâsı, bitkilerin hızlı hareketi, bitkilerin kurdukları ortak yaşam, bitkilerin avlanması gibi konulardaki özgün fikirlerine yakından bakmak isteyenlere öneriyoruz.

  • Künye: Ken Thompson – Darwin’in En Güzel Bitkileri, çeviren: Mehmet Bona, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 176 sayfa, 2019

Hal Herzog – Sevdiklerimiz, Tiksindiklerimiz, Yediklerimiz (2019)

Hayvanlara yaklaşım söz konusuyken, çoğumuz büyük çelişki içindeyizdir.

Bazı hayvanları çok seviyoruz, bazılarını bol bol yiyor, bazılarındansa ölesiye korkuyoruz.

Otuz yılı aşkın süredir insanlar ile hayvanlar arasındaki ilişkinin psikolojisini inceleyen, dünyanın önde gelen antrozoologlarından Hal Herzog da, bu çalışmasında, insanlar ile hayvanlar arasındaki ahlaken sorunlu etkileşimleri inceliyor.

İnsan ile hayvan arasındaki etkileşimini ele alan antrozoolojinin ne anlama geldiğini irdeleyerek çalışmasına başlayan Herzog, ardından,

  • Diğer canlılar hakkındaki düşüncelerimizi,
  • İnsanın evcil hayvan sevgisinin kökenlerini,
  • İnsan ile köpek arasındaki ilişkiyi,
  • Cinsiyetin insan-hayvan ilişkisindeki izdüşümlerini,
  • Horoz dövüşlerindeki karşılaştırmalı zulmü,
  • İnsan ve et ilişkisini,
  • Hayvanların bilimde kullanılmasını ve bunun ahlaki boyutlarını,
  • Evlerimizdeki kediler ve tabaklarımızdaki ineklerin ortaya koyduğu ikiyüzlülüğü,
  • Ve bu ahlaki tutarsızlıkla nasıl baş edeceğimiz gibi konuları tartışıyor.

Künye: Hal Herzog – Sevdiklerimiz, Tiksindiklerimiz, Yediklerimiz: Hayvanlar Hakkında Tutarlı Düşünmek Neden Bu Kadar Zordur?, çeviren: Yeşim Seber, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 392 sayfa, 2019

David Damrosch – Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı? (2010)

Columbia Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde öğretim üyesi olan David Damrosch ‘Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı?’da, dünya edebiyatının çeşitli örneklerine birtakım giriş yolları sunuyor.

Damrosch, yabancı bir metnin, yazarın değer ve kanaatleri bilinmeden okunması halinde, metnin, önceden bilinen bir edebi formun sönük bir kopyasına dönüştürülme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtiyor.

Yazar, dünya edebiyatını okurken verimli olabilecek yaklaşımlara örnek oluşturabilecek temel yapıtlardan bir demet sunarak, yabancı bir edebi-kültürel malzemeyle karşılaşıldığında ortaya çıkan temel meseleleri aydınlatıyor.

  • Künye: David Damrosch – Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı?, çeviren: Devrim Çetinkasap, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 161 sayfa

Norman Stone – Birinci Dünya Savaşı (2010)

Bilkent Üniversitesi’nde görev yapan Norman Stone ‘Birinci Dünya Savaşı’nda, Osmanlı İmparatorluğu’nu da ortadan kaldıran ilk dünya savaşını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Savaşın başladığı dönemde dünyada olup bitenleri irdeleyerek çalışmasına başlayan Stone, savaşa giren hükumetlerin hepsinin vatan savunmasıyla hareket ettiklerini açıklamalarına karşın, gerçek hedefin Osmanlı İmparatorluğu ve daha o tarihte önem kazanmaya başlayan petrol olduğunu belirtiyor.

Bu imparatorluk da, Afrika’nın Atlas Okyanusu kıyısındaki Fas’tan Mısır ve Arabistan’a, oradan Kafkasya’ya kadar uzanan devasa sınırlarıyla iştah kabartan Osmanlı’dan başkası değildi.

  • Künye: Norman Stone – Birinci Dünya Savaşı, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Doğan Kitap, tarih, 166 sayfa

Haşim Hüsrevşahi – Ölümü Gözlerinden Gördüm (2010)

‘Ölümü Gözlerinden Gördüm’, İranlı çevirmen ve şair Haşim Hüsrevşahi’nin ilk romanı.

İran’ın batı kapısı, hafızası ve şairler kenti Tebriz’de yaklaşık bir yüzyıllık zaman diliminde geçen roman, şiddetin alt üst ettiği yaşamları, yalın bir dille anlatıyor.

Hüsrevşahi, farklı karakterlerinin kesişen ve birbirinin içine geçen hayatlarını anlatırken, Türkiye’ye hem çok yakın hem de çok uzak olan İran’ın yakın tarihini içerden bir gözle kaleme getiriyor.

Roman, beklenmedik olaylarla yüz yüze gelen sıradan insanların; hırsın yok olmaya mahkûm ettiği bireyin; tüm zorluklara, yokluklara ve çaresizliklere rağmen yazgılarını değiştirebilenlerin hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Haşim Hüsrevşahi – Ölümü Gözlerinden Gördüm, Arkadaş Yayınevi, roman, 319 sayfa

Jacob Burckhardt – Yunanlar ve Yunan Medeniyeti (2019)

Klasik Rönesans kültürünün önde gelen tarihçilerinden Jacob Burckhardt, 1872’de

Antik Yunan kültürü üzerine özgün yorumlar barındıran bu derslerini sundu.

Yunan medeniyetinin değişen ve dönüşen yönleri üzerine ilginç gözlemler ve anekdotlar barındıran çalışma, kültürel tarih çalışmalarının en iyilerinden.

Yunanlıların mitolojiye olan inançlarının derinliğini, kentin ve kent yaşamının onlar için ne ifade ettiğini ve Hellenik yaşamın genel özelliklerini gösteren Burchkardt, adeta Yunan düşüncesinin en derin kuytularına iniyor.

Batı düşüncesinin Antik Yunan’dan nasıl beslendiğini, başka bir deyişle Batı’nın Yunanlılara neyi borçlu olduğunu irdeleyen çalışma, bununla da yetinmiyor ve Batı medeniyetinin Yunan kültüründen hangi yönlerle ayrıldığını ortaya koyuyor.

Kitap, on dokuzuncu yüzyılın sonlarının entelektüel dünyasına yakından bakmak isteyenlerin de severek okuyacağı türden.

On dokuzuncu yüzyılın en büyük tarihçilerinden biri olan, 1858’ten 1893’e kadar Basel Üniversitesi’nde Tarih ve Sanat Tarihi profesörü olarak görev yapan ve Nietzsche’nin dostu olan Burckhardt’ın çalışması, uzman olmayanların da rahatlıkla okuyabileceği duru bir üslupla yazılmış.

  • Künye: Jacob Burckhardt – Yunanlar ve Yunan Medeniyeti, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Pinhan Yayıncılık, tarih, 506 sayfa, 2019

Ramazan Alabaş – Cumhuriyet ve Çocuk (2019)

Gürbüz Türk Çocuğu, Çocuk, Çocuk Sesi, Yavrutürk, Çocuk Haftası…

Ramazan Alabaş’ın bu özgün çalışması, Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1950’ye kadar uzanan süreçte yayımlanmış çocuk dergilerini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Bu dergilerde çocukluğun nasıl inşa edildiğini, tarihsel bilincin çocukluk algısına nasıl etki ettiğini ve ortak hafıza ile kimlik oluşturmada nasıl rol üstlendiklerini ele alan Alabaş,

Cumhuriyet’te ilk uzun süreli çocuk dergilerinin savunduğu ilkeleri, uygulamaları ve sayfalarında yer verdiği açık ve gizil mesajları açığa çıkarıyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri de, çocuk dergileri aracılığıyla kurgulanan çocukluk algısının tarihsel süreçte geçirdiği aşamaları hakkında okuruna fikir vermesi.

  • Künye: Ramazan Alabaş – Cumhuriyet ve Çocuk, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 276 sayfa, 2019