Umberto Eco – Mimarlık Göstergebilimi (2019)

Mimari göstergelerin kavramsal yapısı, bize mimari hakkında çok şey söyler.

Göstergebilim alanında yaptığı önemli çalışmalarla bildiğimiz Umberto Eco da, genel göstergebilim teorisini mimarlık ve yapılı çevre sorununa uyguluyor.

Mimari göstergelerin kavramsal yapısını derinlemesine bir bakışla irdeleyen Eco, bunu yaparken, aynı zamanda mimari bilgimize de yeni boyutlar getiriyor.

Eco, mimarlığı hem işlevsel özellikleri hem sembolik nesne olma özellikleriyle ve hem de kitle iletişim aracı olma özellikleriyle ele alıyor.

Düşünür buradan hareketle, mimariyi ulusal kültürlerin ve değerlerin sembolik taşıyıcısı olarak tartışıyor.

  • Künye: Umberto Eco – Mimarlık Göstergebilimi, çeviren: Fatma Erkman Akerson, Daimon Yayınları, mimari, 128 sayfa, 2019
Reklamlar

James C. Scott – Tahıla Karşı (2019)

Tahıla dayalı medeniyet, tarihin akışını tümüyle değiştirdi.

Peki, bu, insanlığın elindeki tek seçenek miydi?

Başka bir deyişle neolitik devrim, insanlık tarihindeki en büyük atılım mıydı?

James Scott, bir antropoloğun gözünden, tahıla dayalı beslenmenin ve nüfusun kentlere toplanmasının tarihi üzerine alternatif bir anlatı kuruyor.

Scott, bilinenin aksine, tahıla dayalı uygarlığın, dönemin mümkün olan en iyi yaşam biçimi olmaktan ziyade, egemenlerin işine gelen, çoğunluğun azınlığa hükmetmesinin sonucunda gerçekleştiğini savunuyor.

Uygarlık tarihinin, yalnızca kendilerini “uygar” olarak tanımlayanlar tarafından yazıldığını belirten yazara göre, “barbar” olarak adlandırılan kavimler insanlıktan nasibini almamış uygarlık düşmanları değil, bilakis, ürün fazlasına sahip tarımsal üreticiler olup devletin rekabet ettiği güçlerdi.

Scott, egemen tarih anlayışına meydan okuyor ve bildiğimizden apayrı bir resim çiziyor.

  • Künye: James C. Scott – Tahıla Karşı: İlk Devletlerin Derin Tarihi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Koç Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 272 sayfa, 2019

Zafer Aydın – Kavel 1963 (2010)

Zafer Aydın ‘Kavel 1963’te, Türkiye işçi sınıfı tarihinde önemli grevlerden biri olan ve 36 gün süren Kavel Kablo Fabrikası grevini anlatıyor.

Türkiye Maden-İş Sendikası’na üye 220 işçinin başlattığı grevi önemli kılan başlıca husus, 1961 Anayasası’nın işçilere tanıdığı grev hakkının nasıl kullanılacağına dair yasal düzenleme olmadan yapılmış olmasıydı.

Bunun yanında İş Yasası’nda grev yasağı sürerken hayata geçirilmiş olması da, onu “kanunsuz” bir grev haline getirmişti.

Aydın, işçi sınıfı geleneğinin ve değerlerinin önemli aşamalarından biri olan Kavel Grevi’nin başlama ve sonlanma süreçlerini kapsamlı bir şekilde anlatırken, emek hareketinin tarihi açısından önemli bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Zafer Aydın – Kavel 1963, Sosyal Tarih Yayınları, tarih, 207 sayfa

Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl (2010)

Tolga Yalur ‘Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl’da, Macaristan sinemasının farklı dönemlerdeki gelişimini ve temel eğilimlerini, örnekler, ekoller ve yönetmenler bağlamında yorumluyor.

Sosyalizm öncesi ve sonrası sinema geleneğindeki yönetmenlerin nitel ve sanatsal öğelerine odaklanan Yalur’un çalışması, Macar sinemasını daha iyi anlayabilme olanağı sunuyor.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında Macaristan’da sinema; bağımsızlık hareketinin doruğa ulaştığı 1956 olaylarında sinemanın rolü; Zoltán Fábri, István Szabó, Miklós Janscó, Márta Mészáros, Károly Makk, Péter Bacsó ve Zoltán Huszárik gibi yönetmenlerin sanatları, kitabın omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl: Yönetmenlerin İzinde Macar Sineması, Phoenix Yayınları, sinema, 168 sayfa

Fatih Duman – Edmund Burke (2010)

Fatih Duman, ‘Aydınlanma Eleştirisinden Devrim Karşıtlığına’ alt başlığını taşıyan elimizdeki kitabında, son zamanlarda düşüncelerine sıklıkla atıf yapılan filozof ve devlet adamı Edmund Burke’ün düşüncelerini ve değerlendirmelerini anlatıyor.

Burke dair Türkçe’de yayımlanmış kapsamlı bir çalışma oluşuyla dikkat çeken Duman’ın kitabı, Aydınlanma çağı ve Fransız Devrimi gibi modernliğin kurucu uğraklarına rastlayan tarihselliği çerçevesinde Burke’ün epistemoloji, moral felsefe, sosyal ve siyasal kuram gibi başlıca alanlarda neyi savunduğunu, ana argümanlarının neler olduğunu inceliyor ve buradan hareketle Burkeçü düşüncenin mirasını tespit ediyor.

Burke’ün düşüncelerini, aydınlanma eleştirisi ve devrim karşıtlığı parametreleri açısından ele alan Duman, Burke’ün “liberal muhafazakârlığı”nın, onu günümüzle ilişkilendirerek “çağdaş” bir figür haline getirdiğini savunuyor.

  • Künye: Fatih Duman – Edmund Burke, Liberte Yayınları, biyografi, 626 sayfa

Marcello Ticca – Beslenme Hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar (2019)

Sağlıklı beslenme konusunda pek çok klişe ve yanlış inanış mevcut.

Buna bir de, internet ve basın yoluyla ulaşan, hiçbir bilimsel kanıta dayanmayan sahte haberleri de eklediğimizde pek tabii kafamız çokça karışıyor.

Yaklaşık kırk yıl İtalya’daki Gıda ve Beslenme Araştırma Merkezi’nde araştırmalar yürütmüş Marcello Ticca’nın bu muhteşem kitabı imdadımıza yetişiyor.

Ticca, en başta, zihnimizde kök salmış yanlış inanışlarla hesaplaşıyor ve bunları bilimsel bir zeminde inceleyerek bir bir çürütüyor.

Temel besinlerimizin bileşenleri nedir, tavsiye edilen tüketim miktarları ne olmalıdır, besinlerden daha fazla fayda sağlamak için ne yapmalıyız gibi birçok konuda öneriler sunan Ticca, bununla da yetinmeyerek sağlıklı ve bilinçli bir beslenme programını nasıl oluşturabileceğimizi de açıklıyor.

Son olarak, Ticca’nın bu kitabıyla, kendi dalında İtalya’nın prestijli ödülü olan Banarella’yı kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Marcello Ticca – Beslenme Hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Kolektif Kitap, beslenme, 300 sayfa, 2019

Ahmet Yüksel – Sınırdaki Casus (2019)

Mehdi Kulu Şirvanî, tarihin en ilginç karakterlerindendi.

Bir ayağı, Kazımiye’de diğeri Necef’teydi, bir ayağı Samara’da diğeri Urfa’da, Kayseri’de ve İstanbul’daydı.

Bu kitabın yazarı Ahmet Yüksel, Mehdi Kulu’nun varlığını tamamıyla tesadüfen keşfetmiş.

Yüksel’in ulaştığı bir belgede, Bağdat’ta yaşayan Mehdi Kulu adında birisinin Birinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği hengâmede Rus casusu olduğu gerekçesiyle Sivas’a sürgün edildiğini haber veriyordu.

Bu belgenin peşine düşen Yüksel, daha sonra yaptığı çalışmalarla Mehdi Kulu’ya dair çok farklı bilgilere ulaşmış ve bunları ‘Sınırdaki Casus’ta açıklıyor.

Kitap, Mehdi Kulu’nun kim olduğunu, Bağdat’a neden yerleştiğini, ne gibi casusluk faaliyetleri yürüttüğünü açıklıyor ve bunu yaparken de dönemin sağlam bir okumasını yapıyor.

Ahmet Yüksel, bu sıra dışı ismin tansiyonu yüksek hayatı ve faaliyetleri üzerinden okurunu sınırlar arası bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Künye: Ahmet Yüksel – Sınırdaki Casus: Osmanlı Topraklarında Bir Rus Ajanı, Kafkasyalı Mehdi Kulu Şirvanî, Kronik Kitap, tarih, 136 sayfa, 2019