Ivan Illich – Geçmişin Aynasında (2019)

‘Geçmişin Aynasında’, her şeyden önce Ivan Illich’in ne denli zengin ilgi alanlarına sahip olduğunun en güzel örneklerindendir.

Illich’in bu kitapta odaklandığı zaman dilimi 12. yüzyıl.

Düşünür, bu yüzyıl bağlamında hayal gücü, algı, kavramlar ve imgelem konuları üzerine derinlemesine düşünüyor ve bu kavramları günümüzün sorunlarına nasıl yanıt olabileceğini tartışıyor.

Illich bununla da yetinmeyerek, 12. yüzyılın zihinsel dünyasının bugünkünden hangi yönlerden farklı olduğunu çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Düşünür kitabına, müştereklerden ne anladığını ve bunun geleneksel toplum ve kıtlık algısıyla ilintisini yazarak başlıyor.

Illich’in burada, en önemli çalışmalarından biri olan ‘Şenlikli Toplum’da yazdıklarına kimi dikkat çekici özeleştiriler getirdiğini de belirtelim.

  • Künye: Ivan Illich – Geçmişin Aynasında, çeviren: Oya Tuğcu Özağaç, Yeni İnsan Yayınevi, felsefe, 224 sayfa, 2019
Reklamlar

Veysel Atayman – Şiddetin Mitolojisi (2019)

Şiddet sinemada kendine nasıl yer buluyor?

Daha da önemlisi, filmler şiddeti onu gerçek bağlamından koparıp nasıl estetikleştiriyor?

Veysel Atayman’ın yeni bir baskıyla yayımlanan ve bu alanda bizde yayımlanmış en nitelikli çalışmalardan olan ‘Şiddetin Mitolojisi’, kimi yönetmen ve onların yapımlarından yola çıkarak bu soruya tatmin edici yanıtlar veriyor.

Atayman burada, Martin Scorsese, Sergio Leone, Oliver Stone, David Lynch, Quentin Tarantino ve Stanley Kubrick filmlerinin sosyolojik ve eleştirel bir okumasını yapıyor.

Sinemada şiddetin kendine nasıl yer bulduğu ve bunun bazen açık bazen kapalı yöntemlerle nasıl uygulandığını daha iyi kavramak isteyenler bu kitabı kaçırmasın.

Atayman’ın kitabı ayrıca, ana akım sinema ve sinema terimleri hakkında ek metinlere de yer veriyor.

  • Künye: Veysel Atayman – Şiddetin Mitolojisi, İthaki Yayınları, sinema, 248 sayfa, 2019

Heath W. Lowry – Trabzon Şehrinin İslamlaşması ve Türkleşmesi (2010)

Heath W. Lowry elimizdeki nitelikli çalışmasında, 1461-1583 zaman aralığında Trabzon’un İslamlaşması ve Türkleşmesi sürecini inceliyor.

Yazar kitabının ilk bölümünde 15. yüzyıl Bizans ve Osmanlı tarihlerini inceleyerek, Trabzon’un Osmanlılar tarafından fethedilişinin şehrin yerli nüfusu üzerindeki etkisini araştırıyor.

Lowry ikinci bölümde, şehrin nüfus profilini veriyor ve takip eden üç bölümde de, 1523, 1553 ve 1583 yıllarının tahrir defterlerini inceleyerek, şehrin İslamlaştırılmasının 1523 ile 1583 yılları arasında gerçekleştiğini gösteriyor.

Yazar kitabının altıncı bölümünde, Trabzon şehrinin İslamlaştırılması sorununu ele alıyor ve ardından, Osmanlı fethinden altmış ile yüz yirmi yıl sonra, şehrin Hıristiyanlarının büyük ölçüde İslamiyete döndürüldüklerini ortaya koyuyor.

  • Künye: Heath W. Lowry – Trabzon Şehrinin İslamlaşması ve Türkleşmesi, çeviren: Demet Lowry ve Heath W. Lowry, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, tarih, 247 sayfa

Barbara Pusch ve Tomas Wilkoszewski – Türkiye’ye Uluslararası Göç (2010)

Elimizdeki kitap, 07-12 Mart 2007’de Goethe Enstitüsü ile Orient Enstitüsü İstanbul tarafından düzenlenen ‘Türkiye’ye Gelen Uluslararası Göçün Farklı Yönleri’ başlıklı sempozyuma sunulan bildirilerden bir seçki.

Kitapta yer alan makaleler, Türkiye’nin hem transit bir ülke hem de göç alan bir ülke olarak değişik yönlerini saptamaları ve konuya dair kapsamlı bilgiler sunmalarıyla ilgi çekecek nitelikte.

Üç bölümden oluşan kitapta ilk olarak, Türkiye’ye gelen göçün toplumsal ve siyasi koşulları ele alınıyor.

İkinci bölüm Türkiye’ye emek göçünü, yani Türkiye’de bulunan yabancı çalışanlar konusunu irdeliyor.

Kitabın son bölümü ise, Almanya’dan Türkiye’ye göç eden Almanlar, Ermenistanlı kadın göçmenler, Iraklı, Özbek, Uygur, Türkistan ve Afrikalı göçmenler gibi, Türkiye’deki yabancı topluluklara odaklanıyor.

  • Künye: Barbara Pusch ve Tomas Wilkoszewski – Türkiye’ye Uluslararası Göç, çeviren: Mutlu Çomak-Özbatır, Kitap Yayınevi, sosyoloji, 330 sayfa

Vedat Milor – Akdeniz Lokanta ve Şarap Rehberi: İtalya (2010)

Vedat Milor ‘Akdeniz Lokanta ve Şarap Rehberi: İtalya’da, Akdeniz’in zengin mutfaklarından birine odaklanıyor.

İtalya’ya tutkusunu her fırsatta dile getiren Milor eserinde, ülkenin yemek ve içki lezzetlerini, anılarıyla da harmanlayarak okuyucularıyla paylaşıyor.

Kitapta yer alan 130 lokanta ve 200’ün üzerinde şarap önerisi, kuşkusuz İtalya’nın ne denli büyük ve görkemli bir mutfağa sahip olduğunun göstergesi olarak da okunabilir.

Milor, İtalyanların mutfakta fabrikasyon olana yüz vermediklerini, bizde olduğu gibi lokanta adı altında üç yüz kişinin yemek yiyeceği “fabrikalar” kurmadıklarını ve yemek yeme gibi önemli bir işte modern kapitalist ekonominin dikte ettirmeye çalıştığı güçlere teslim olmadıklarını söylüyor.

İtalya’nın Roma, Piemonte, Venedik ve Toscana gibi kesimlerinden yemek ve şarap lezzetlerini barındıran kitap, görsel zenginliğiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Vedat Milor – Akdeniz Lokanta ve Şarap Rehberi: İtalya, NTV Yayınları, kültür, 333 sayfa

Özcan Yüksek – Cinistan (2010)

Binbir Gece Masalları’nın izini süren ‘Cinistan’, Özcan Yüksek’in ‘Sessizce Dön’ ve ‘Hakikatçi’den sonraki üçüncü kitabı.

Yazar burada yer alan metinlerinde, gizemli bir dünyadan masallar ve öyküler anlatıyor.

Ganim bin Eyüb ve kız kardeşi Fitne; Birinci Sudanlı haremağası zenci Sevvab; İkinci Kalender; hamal ile genç kızlar ve Sultan Nurü’n-Nehar ile güzel Ecinniye, Yüksek’in kitabında karşımıza çıkan öykülerden birkaçı.

Ayrıca, senede bir defa yalan söyleyen bir kölenin öyküsü de, Yüksek’in dikkat çeken metinlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Yazar, masalların sihirli dünyasından okurlarına seslenirken, aynı zamanda ‘Binbir Gece Masalları’nı da analiz ediyor.

  • Künye: Özcan Yüksek – Cinistan: Aşk ve Kaybedilen Dünya, Doğan Kitap, anlatı, 334 sayfa

Michael Reufsteck ve Joches Stockle – House Hakkında Her Şey (2010)

‘House’, ilk bölümü 2004’te yayınlanmış, bizde de beğeniyle izlenmiş bir Amerikan televizyon dizisi.

Bugüne kadar altı sezondur oynayan dizinin başkarakteri Doktor Gregory House, alışılmışın dışında, hastalıklı bir karakter olmasıyla öne çıkar.

Kendine hayranlığı, takıntıları, insanları önemsememesi ve kayıtsızlık gibi özelliklerine rağmen House, yine kendine has nitelikleri nedeniyle pek çok kimse tarafından sevilir.

İki yazarlı elimizdeki kitap, bu dizinin ilk üç sezonuna odaklanarak dizideki mekânları, müzikleri, konuk oyuncuları, adresleri, takma isimleri ve hastalıkları, meraklısı için ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Kitap, bir nevi House izleme rehberi niyetine okunabilir.

  • Künye: Michael Reufsteck ve Joches Stockle – House Hakkında Her Şey, çeviren: Filiz Karahasanoğlu, Kırmızı Kedi Yayınevi, popüler kültür, 320 sayfa